Bekir KARAKUŞ
Köşe Yazarı
Bekir KARAKUŞ
 

Siyasi Etik Rafa Kalkınca, Adalet Terazisi de Salla(n)dı!

Son günlerde belediyeler üzerinden yürütülen soruşturma fırtınası, Türkiye’de siyasetin ve hukukun ne kadar iç içe geçtiğini bir kez daha kanıtlıyor. Muhalefet belediyelerine yönelik kayyım atamaları ve ardı ardına açılan dosyalar, kamuoyunda "Neden hep bir taraf?" sorusunu sorduruyor. Vatandaşın zihnindeki bu haklı kuşku, bizi yıllar öncesine, siyaset tarihimizin "kaçırılmış en büyük fırsatına" götürüyor: Siyasi Etik Yasası. Hatırlayalım; Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlığı döneminde büyük bir şeffaflık vaadiyle çıkarmaya çalıştığı o "Siyasi Etik Yasası" ve "Şeffaflık Paketi", aslında bugün yaşadığımız çift standartların panzehiriydi. Siyasetin finansmanını şeffaf hale getirecek, kamu kaynaklarının kullanımını etik kurallara bağlayacak bu yasa, ne yazık ki bizzat iktidar kanadından gelen "Siyaset yapacak adam bulamazsınız" eleştirileriyle engellenmişti. Bugün gelinen noktada, o günün "etik" kaygılarının ne kadar hayati olduğu, o yasa çıksaydı bugün hiçbir belediyenin veya yöneticinin partisinden bağımsız olarak denetimden kaçamayacağı daha net anlaşılıyor. Bugün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a 2023 seçimlerindeki araç kullanımı üzerinden soruşturma açılırken, hafızalarımız bizi İBB’nin iktidarda olduğu döneme götürüyor. İETT otobüslerinin parti bayraklarıyla adeta birer kampanya aracına dönüştüğü o günler, bugün soruşturma açanların gözünden kaçmıştı. Şeffaflık ve etik, sadece "muhalefeti denetleme" aracı olarak kullanıldığında, adaletin ruhu zedelenir. Eğer o gün siyasi etik yasası çıksaydı, bugün ne iktidar belediyeleri bu kadar "dokunulmaz" ne de muhalefet belediyeleri bu kadar "hedefte" hissederdi. Muhalefet belediyelerine yönelik bu sert hamleler, beklenen "cezalandırma" etkisinin aksine, toplumun büyük bir kesiminde adaletsizliğe karşı bir refleks uyandırıyor. Siyasetin etik zeminini kaybetmesi, aslında sol cenahı ve adalet arayışındaki tüm seçmenleri birbirine daha sıkı kenetliyor. Baskı ve seçici denetim, bir tarafı zayıflatmak yerine safları sıklaştırıyor. Netice itibarıyla; Siyasi Etik Yasası’nı "siyasetçi bulamayız" diyerek reddedenler, bugün o boşluğu kişiye özel soruşturmalarla doldurmaya çalışıyor. Ancak halk artık sadece dosya değil, hakkaniyet bekliyor. Şeffaflığın olmadığı yerde adaletin, adaletin olmadığı yerde ise toplumsal huzurun tesisi mümkün değildir.
Ekleme Tarihi: 14 Nisan 2026 -Salı
                        Bekir KARAKUŞ

Siyasi Etik Rafa Kalkınca, Adalet Terazisi de Salla(n)dı!

Son günlerde belediyeler üzerinden yürütülen soruşturma fırtınası, Türkiye’de siyasetin ve hukukun ne kadar iç içe geçtiğini bir kez daha kanıtlıyor. Muhalefet belediyelerine yönelik kayyım atamaları ve ardı ardına açılan dosyalar, kamuoyunda "Neden hep bir taraf?" sorusunu sorduruyor. Vatandaşın zihnindeki bu haklı kuşku, bizi yıllar öncesine, siyaset tarihimizin "kaçırılmış en büyük fırsatına" götürüyor: Siyasi Etik Yasası.

Hatırlayalım; Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlığı döneminde büyük bir şeffaflık vaadiyle çıkarmaya çalıştığı o "Siyasi Etik Yasası" ve "Şeffaflık Paketi", aslında bugün yaşadığımız çift standartların panzehiriydi. Siyasetin finansmanını şeffaf hale getirecek, kamu kaynaklarının kullanımını etik kurallara bağlayacak bu yasa, ne yazık ki bizzat iktidar kanadından gelen "Siyaset yapacak adam bulamazsınız" eleştirileriyle engellenmişti. Bugün gelinen noktada, o günün "etik" kaygılarının ne kadar hayati olduğu, o yasa çıksaydı bugün hiçbir belediyenin veya yöneticinin partisinden bağımsız olarak denetimden kaçamayacağı daha net anlaşılıyor.

Bugün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a 2023 seçimlerindeki araç kullanımı üzerinden soruşturma açılırken, hafızalarımız bizi İBB’nin iktidarda olduğu döneme götürüyor. İETT otobüslerinin parti bayraklarıyla adeta birer kampanya aracına dönüştüğü o günler, bugün soruşturma açanların gözünden kaçmıştı. Şeffaflık ve etik, sadece "muhalefeti denetleme" aracı olarak kullanıldığında, adaletin ruhu zedelenir. Eğer o gün siyasi etik yasası çıksaydı, bugün ne iktidar belediyeleri bu kadar "dokunulmaz" ne de muhalefet belediyeleri bu kadar "hedefte" hissederdi.

Muhalefet belediyelerine yönelik bu sert hamleler, beklenen "cezalandırma" etkisinin aksine, toplumun büyük bir kesiminde adaletsizliğe karşı bir refleks uyandırıyor. Siyasetin etik zeminini kaybetmesi, aslında sol cenahı ve adalet arayışındaki tüm seçmenleri birbirine daha sıkı kenetliyor. Baskı ve seçici denetim, bir tarafı zayıflatmak yerine safları sıklaştırıyor.

Netice itibarıyla; Siyasi Etik Yasası’nı "siyasetçi bulamayız" diyerek reddedenler, bugün o boşluğu kişiye özel soruşturmalarla doldurmaya çalışıyor. Ancak halk artık sadece dosya değil, hakkaniyet bekliyor. Şeffaflığın olmadığı yerde adaletin, adaletin olmadığı yerde ise toplumsal huzurun tesisi mümkün değildir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.