Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’tan gelen acı haberlerle sarsıldık. Okul bahçelerinde patlayan silahlar, gencecik fidanların toprağa düşmesi toplumun adalet duygusunda yeni yaralar açtı. Devletin refleksi ise her zamanki gibi tanıdıktı: Bir il müdürünü görevden alarak "hesap sorduk" imajı vermek. Peki, fatura gerçekten doğru adrese mi kesildi?
Cuma namazında vaizlerin "Hükümeti suçlamayın, eğitim ailede başlar" söylemi, bugün Türkiye’nin sosyo-ekonomik gerçeğine gözlerini kapatmaktır. Evet, eğitim ailede başlar; ama hangi ailede?
Açlık sınırında yaşayan, kirayı nasıl ödeyeceğini düşünen, sabahın köründen gecenin yarısına kadar iki vardiya çalışan bir annenin-babanın çocuğuna ayıracak kaç dakikası var?
Aileyi geçim derdiyle boğan, babayı mesaiye, anneyi tarlaya-fabrikaya hapseden bu ekonomik düzen, şimdi kalkmış sorumluluğu o yorgun ebeveynlerin omuzlarına yıkıyor.
Bir yandan 6284 sayılı kanun gibi uygulamalarla aile yapısının temelleri sarsılırken, diğer yandan "Aileyi güçlendirin" demek tam bir çelişkidir. Aile reisinin geliri insanca yaşamaya yetmiyorsa, o evde eğitim değil, hayatta kalma mücadelesi başlar!
Okulun kapısına bir güvenlik görevlisi dikemeyen, disiplin yönetmeliğini kağıt üzerinde bırakan, şiddeti körükleyen dizi ve dijital içeriklere "dur" diyemeyen bir yönetim anlayışı, suçluyu en alt basamakta arıyor. Şiddet okul bahçesine kadar girmişse, bir Milli Eğitim Müdürü'nü feda ederek bu işten sıyrılamazsınız. Soruyorum: Eğer ortada bir yönetim zafiyeti varsa, o koltukta hala oturan Bakan’ın sorumluluğu nerede başlıyor? İdare, icraat makamıdır; açıklama yapıp topu taca atma yeri değildir.
Bataklık Kurumadan Sinek Avlanmaz. Vatandaş artık "soruşturma açıldı" cümlesinden bıktı. Halk, adaletin sadece zayıfa değil, herkese eşit işlediğini görmek istiyor. Aileyi ekonomik olarak korumayan, sokağı güvenli kılmayan ve sorumluluğu bir memura yıkıp kenara çekilen irade, toplumun öfkesini dindiremez.
Unutulmasın ki; siyasetin etik zeminini kaybetmesi, adaletin de terazisini bozar. Bugün yaşanan bu seçici denetim ve sorumluluktan kaçış hali, sadece muhalefeti değil, vicdan sahibi her bir ferdi birbirine daha çok kenetliyor. Artık günah keçisi değil, gerçek bir irade ve muhatap bekliyoruz!