( (
                        Bekir KARAKUŞ
Köşe Yazarı
Bekir KARAKUŞ
 

MHP'de Laf Var, İcraat Yok

Son günlerde Türkiye’nin en yakıcı gündemi, kuşkusuz emekli maaşlarına yapılan düzenlemeler ve bu süreçte sergilenen siyasi tavırlar. Özellikle %12,19’luk zam oranının ardından en düşük emekli maaşının 20 bin liraya tamamlanması süreci, toplumda büyük bir beklenti yarattı. Ancak bu beklentinin mimarlarından biri olan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) için bugünlerde tek bir cümle kuruluyor: "Laf var, icraat yok." MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve kurmayları, haftalık grup toplantılarında ve ekran karşısında sık sık emeklinin halini dile getirdiler. "Emeklimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz", "20 bin lira kaçınılmazdır" tadındaki açıklamalar, milyonlarca emeklinin hanesine bir umut ışığı olarak girdi. Ancak siyaset, sadece kürsüde söylenen süslü cümlelerden ibaret değildir; siyasetin asıl er meydanı TBMM Genel Kurulu’dur. Emekli, MHP’nin bu güçlü söylemlerinin ardından Meclis’te bir "irade" görmeyi bekledi. Ancak sonuç tam bir hayal kırıklığı oldu. MHP, ne kendi adına bir kanun teklifi sundu ne de muhalefetin emeklinin lehine verdiği önergelerin yanında durdu. Kürsüde aslan kesilenlerin, oylama sırasında sessizliğe bürünmesi veya "ret" oyu kullanması, seçmenin gözünden kaçmadı. Bu sürecin en trajikomik yanı ise "Kök Maaş" adaletsizliğidir. Yıllarca yüksek prim ödeyen, devletine daha fazla katkı sunan vatandaşlar, bugün adeta cezalandırılıyor. Kök maaşı düşük olanların 20 bin liraya tamamlanması bir sosyal devlet gereği olabilir; ancak yüksek prim ödeyenin maaşında hiçbir oynama yapılmaması, çalışma hayatındaki adalet duygusunu yerle bir etmiştir. Yüksek prim ödeyen vatandaş, bugün kendisini "avanak" yerine konmuş hissediyor. Çünkü sistem, "çok çalışanla az çalışanı", "çok ödeyenle az ödeyeni" aynı potada eriterek emeği değersizleştiriyor. MHP’nin bu haksızlığa karşı tek bir somut adım atmaması, "adalet" söylemlerinin de altını boşaltıyor. Muhalefetin emekli maaşlarının iyileştirilmesi için verdiği önergeler, AK Parti ve MHP oylarıyla birer birer reddediliyor. Buradaki çelişki şudur: Eğer bir sorunu teşhis ediyorsanız (ki MHP emeklinin durumunu teşhis etmiştir), çözümün parçası olmanız gerekir. Muhalefetten gelen önergeye "sırf muhalefet verdi" diye karşı çıkmak, emekliyi siyasi kamplaşmanın kurbanı yapmaktır. MHP, Cumhur İttifakı’nın ortağı olarak iktidar üzerinde bir yaptırım gücüne sahipse, bunu emekli için neden kullanmıyor? Eğer gücü yoksa, o halde neden bu kadar iddialı açıklamalarla vatandaşı umutlandırıyor? Emekli bugün market rafı ile cüzdanı arasına sıkışmış durumda. İdarecilerden beklediği şey, televizyon ekranlarında duyduğu "destek" mesajları değil, banka hesabına yatan "insanca yaşayacak" bir ücrettir. MHP için bu süreç, ciddi bir samimiyet sınavına dönüşmüştür. Siyasetin kredisi, söylenen sözle değil, atılan imza ile ölçülür. Bugün emeklilerin dilindeki o acı cümle, MHP’nin seçim sahasındaki en büyük engeli olacaktır: "Konuşmaya gelince varlar, el kaldırmaya gelince yoklar." Devletin idarecilerinin ve siyasi aktörlerin, emeklinin ahını almadan, "Laf değil, icraat" üretme vaktidir. Aksi halde, sandık günü geldiğinde en büyük "icraatı" yine emeklinin kendisi yapacaktır. Kalın sağlıcakla...
Ekleme Tarihi: 21 Ocak 2026 -Çarşamba
                        Bekir KARAKUŞ

MHP'de Laf Var, İcraat Yok

Son günlerde Türkiye’nin en yakıcı gündemi, kuşkusuz emekli maaşlarına yapılan düzenlemeler ve bu süreçte sergilenen siyasi tavırlar. Özellikle %12,19’luk zam oranının ardından en düşük emekli maaşının 20 bin liraya tamamlanması süreci, toplumda büyük bir beklenti yarattı. Ancak bu beklentinin mimarlarından biri olan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) için bugünlerde tek bir cümle kuruluyor: "Laf var, icraat yok."

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve kurmayları, haftalık grup toplantılarında ve ekran karşısında sık sık emeklinin halini dile getirdiler. "Emeklimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz", "20 bin lira kaçınılmazdır" tadındaki açıklamalar, milyonlarca emeklinin hanesine bir umut ışığı olarak girdi. Ancak siyaset, sadece kürsüde söylenen süslü cümlelerden ibaret değildir; siyasetin asıl er meydanı TBMM Genel Kurulu’dur.

Emekli, MHP’nin bu güçlü söylemlerinin ardından Meclis’te bir "irade" görmeyi bekledi. Ancak sonuç tam bir hayal kırıklığı oldu. MHP, ne kendi adına bir kanun teklifi sundu ne de muhalefetin emeklinin lehine verdiği önergelerin yanında durdu. Kürsüde aslan kesilenlerin, oylama sırasında sessizliğe bürünmesi veya "ret" oyu kullanması, seçmenin gözünden kaçmadı.

Bu sürecin en trajikomik yanı ise "Kök Maaş" adaletsizliğidir. Yıllarca yüksek prim ödeyen, devletine daha fazla katkı sunan vatandaşlar, bugün adeta cezalandırılıyor. Kök maaşı düşük olanların 20 bin liraya tamamlanması bir sosyal devlet gereği olabilir; ancak yüksek prim ödeyenin maaşında hiçbir oynama yapılmaması, çalışma hayatındaki adalet duygusunu yerle bir etmiştir.

Yüksek prim ödeyen vatandaş, bugün kendisini "avanak" yerine konmuş hissediyor. Çünkü sistem, "çok çalışanla az çalışanı", "çok ödeyenle az ödeyeni" aynı potada eriterek emeği değersizleştiriyor. MHP’nin bu haksızlığa karşı tek bir somut adım atmaması, "adalet" söylemlerinin de altını boşaltıyor.

Muhalefetin emekli maaşlarının iyileştirilmesi için verdiği önergeler, AK Parti ve MHP oylarıyla birer birer reddediliyor. Buradaki çelişki şudur: Eğer bir sorunu teşhis ediyorsanız (ki MHP emeklinin durumunu teşhis etmiştir), çözümün parçası olmanız gerekir. Muhalefetten gelen önergeye "sırf muhalefet verdi" diye karşı çıkmak, emekliyi siyasi kamplaşmanın kurbanı yapmaktır.

MHP, Cumhur İttifakı’nın ortağı olarak iktidar üzerinde bir yaptırım gücüne sahipse, bunu emekli için neden kullanmıyor? Eğer gücü yoksa, o halde neden bu kadar iddialı açıklamalarla vatandaşı umutlandırıyor?

Emekli bugün market rafı ile cüzdanı arasına sıkışmış durumda. İdarecilerden beklediği şey, televizyon ekranlarında duyduğu "destek" mesajları değil, banka hesabına yatan "insanca yaşayacak" bir ücrettir.

MHP için bu süreç, ciddi bir samimiyet sınavına dönüşmüştür. Siyasetin kredisi, söylenen sözle değil, atılan imza ile ölçülür. Bugün emeklilerin dilindeki o acı cümle, MHP’nin seçim sahasındaki en büyük engeli olacaktır: "Konuşmaya gelince varlar, el kaldırmaya gelince yoklar."

Devletin idarecilerinin ve siyasi aktörlerin, emeklinin ahını almadan, "Laf değil, icraat" üretme vaktidir. Aksi halde, sandık günü geldiğinde en büyük "icraatı" yine emeklinin kendisi yapacaktır.

Kalın sağlıcakla...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
( (