( (
                        Bekir KARAKUŞ
Köşe Yazarı
Bekir KARAKUŞ
 

Megafonlu Şov ve Sahadaki Emekçi: Hedef Göstermek Bu Kadar Kolay mı?

Dün şehrimizde, Konya’nın kanayan yarası kuraklığın ve tarımsal çaresizliğin gölgesinde talihsiz bir olay yaşanmış. Çiftçilerimiz bir damla suya hasretken, tarlasındaki mahsulü yaşatabilmek için adeta ölüm kalım mücadelesi verirken, yapılan bir şikayet üzerine Devlet Su İşleri (DSİ) ekipleri ruhsatsız bir kuyuyu kapatmak için bölgeye intikal ediyor. Haliyle, bütün umudu o suya bağlı olan köylülerin tepkisi gecikmiyor ve gerilim tırmanıyor. Elbette böylesi kriz anlarında, olan biteni kamuoyuna aktarmak adına bölgeye ilk koşanlar yine sahanın kahrını çeken basın mensupları oluyor. Tam bu noktada, krizin çözümüne odaklanmak yerine kendi siyasi sahnesini kurmak isteyenler devreye giriyor. Olayı haber alan Anahtar Parti Konya İl Başkanı Abdullah Kaplan, soluğu olay yerinde alıyor. Çiftçinin derdine sağduyuyla derman aramak veya yetkililerle diyalog kurmak yerine; alıyor eline megafonu ve başlıyor kamerasının, mikrofonunun ardında sadece işini yapmaya çalışan Kon Tv Muhabiri meslektaşımız Kemal Sayın’ı kalabalığın önünde rencide etmeye ve hedef göstermeye. Neymiş efendim; "Siz yandaş medyasınız, bunların hepsini yayımlayacaksınız!" vesaire vesaire... Açıkça ifade edeyim: Kurumsal olarak Kon Tv’nin yayın politikasını savunmak ya da eleştirmek benim işim değil. Ancak, söz konusu sahada ter döken, toz yutan, olayın mağduru haline getirilen bir "muhabir" olduğunda, orada duracaksınız! Siyasetçilerin veya kamuoyunun, medya işleyişi hakkında bilmediği veya işine gelmediği için bilmezden geldiği çok basit bir kural vardır: Hiçbir muhabir, kurumunun Haber Müdürü veya İstihbarat Şefi'nin bilgisi ve talimatı dışında kafasına göre bir habere gitmez. Velev ki habere gitti; o görüntülerin, o feryatların ekrana yansıyıp yansımayacağına karar verecek merci sahadaki muhabir değil, masa başındaki Haber Koordinatörüdür. İşin en trajikomik tarafı ne biliyor musunuz? Yayıncılık hassasiyeti üzerinden, üzerine yürünen o kurum, çiftçilerin gösterdiği tepkiyi ana haber bülteninde ilk haber olarak ekranlara taşıyor. Yani o megafonlu şov, o haksız tahrik tamamen boşa düşüyor. Haber verilmeyebilirdi de. Ancak haberin yayımlanmaması durumunda dahi tepkinin muhatabı; o soğukta, o sıcakta, o tozun toprağın içinde ekmek parası için kamerasını omuzlayan kurumun en gariban emektarı değildir. Varsa bir itirazınız, kurumun yöneticilerine yaparsınız. Bir siyasetçi, kendi tabanına şirin görünmek, sosyal medyada birkaç beğeni fazla almak veya meydanda alkış toplamak uğruna, bir basın emekçisini öfkeli bir kalabalığın önüne atamaz. Bu ne siyasi etiğe sığar ne de insanlığa. Sahadaki muhabir sizin siyasi rakiplerinizin temsilcisi veya hesap soracağınız bir günah keçisi değildir; o sadece bir elçidir ve haberin hamalıdır. Bu vesileyle, sahada sırf işini layıkıyla yapmaya çalıştığı için böylesi haksız ve popülist bir tahrike maruz kalan kıymetli meslektaşımız değerli kardeşim Kemal Sayın’a ve omuz omuza çalıştığı kameraman arkadaşımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Siyaset gelir geçer, makamlar biter gider; ama o sahada dökülen alın terinin hakkı, üç kuruşluk siyasi şovlara meze edilemez.
Ekleme Tarihi: 14 Ağustos 2026 -Cuma
                        Bekir KARAKUŞ

Megafonlu Şov ve Sahadaki Emekçi: Hedef Göstermek Bu Kadar Kolay mı?

Dün şehrimizde, Konya’nın kanayan yarası kuraklığın ve tarımsal çaresizliğin gölgesinde talihsiz bir olay yaşanmış. Çiftçilerimiz bir damla suya hasretken, tarlasındaki mahsulü yaşatabilmek için adeta ölüm kalım mücadelesi verirken, yapılan bir şikayet üzerine Devlet Su İşleri (DSİ) ekipleri ruhsatsız bir kuyuyu kapatmak için bölgeye intikal ediyor. Haliyle, bütün umudu o suya bağlı olan köylülerin tepkisi gecikmiyor ve gerilim tırmanıyor. Elbette böylesi kriz anlarında, olan biteni kamuoyuna aktarmak adına bölgeye ilk koşanlar yine sahanın kahrını çeken basın mensupları oluyor.

Tam bu noktada, krizin çözümüne odaklanmak yerine kendi siyasi sahnesini kurmak isteyenler devreye giriyor. Olayı haber alan Anahtar Parti Konya İl Başkanı Abdullah Kaplan, soluğu olay yerinde alıyor. Çiftçinin derdine sağduyuyla derman aramak veya yetkililerle diyalog kurmak yerine; alıyor eline megafonu ve başlıyor kamerasının, mikrofonunun ardında sadece işini yapmaya çalışan Kon Tv Muhabiri meslektaşımız Kemal Sayın’ı kalabalığın önünde rencide etmeye ve hedef göstermeye. Neymiş efendim; "Siz yandaş medyasınız, bunların hepsini yayımlayacaksınız!" vesaire vesaire...

Açıkça ifade edeyim: Kurumsal olarak Kon Tv’nin yayın politikasını savunmak ya da eleştirmek benim işim değil. Ancak, söz konusu sahada ter döken, toz yutan, olayın mağduru haline getirilen bir "muhabir" olduğunda, orada duracaksınız!

Siyasetçilerin veya kamuoyunun, medya işleyişi hakkında bilmediği veya işine gelmediği için bilmezden geldiği çok basit bir kural vardır: Hiçbir muhabir, kurumunun Haber Müdürü veya İstihbarat Şefi'nin bilgisi ve talimatı dışında kafasına göre bir habere gitmez. Velev ki habere gitti; o görüntülerin, o feryatların ekrana yansıyıp yansımayacağına karar verecek merci sahadaki muhabir değil, masa başındaki Haber Koordinatörüdür.

İşin en trajikomik tarafı ne biliyor musunuz? Yayıncılık hassasiyeti üzerinden, üzerine yürünen o kurum, çiftçilerin gösterdiği tepkiyi ana haber bülteninde ilk haber olarak ekranlara taşıyor. Yani o megafonlu şov, o haksız tahrik tamamen boşa düşüyor.

Haber verilmeyebilirdi de. Ancak haberin yayımlanmaması durumunda dahi tepkinin muhatabı; o soğukta, o sıcakta, o tozun toprağın içinde ekmek parası için kamerasını omuzlayan kurumun en gariban emektarı değildir. Varsa bir itirazınız, kurumun yöneticilerine yaparsınız.

Bir siyasetçi, kendi tabanına şirin görünmek, sosyal medyada birkaç beğeni fazla almak veya meydanda alkış toplamak uğruna, bir basın emekçisini öfkeli bir kalabalığın önüne atamaz. Bu ne siyasi etiğe sığar ne de insanlığa. Sahadaki muhabir sizin siyasi rakiplerinizin temsilcisi veya hesap soracağınız bir günah keçisi değildir; o sadece bir elçidir ve haberin hamalıdır.

Bu vesileyle, sahada sırf işini layıkıyla yapmaya çalıştığı için böylesi haksız ve popülist bir tahrike maruz kalan kıymetli meslektaşımız değerli kardeşim Kemal Sayın’a ve omuz omuza çalıştığı kameraman arkadaşımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Siyaset gelir geçer, makamlar biter gider; ama o sahada dökülen alın terinin hakkı, üç kuruşluk siyasi şovlara meze edilemez.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
( (