Dün akşam televizyon kanalları arasında dolaşırken dehşete kapılmamak elde değildi. Hangi kanalı açsam, ekranın manşetlerinde ve alt yazılarında Trump’ın İranlı muhaliflere verdiği destek mesajları, sanki bir “demokrasi müjdesi” gibi alkışlanarak veriliyordu.
Sormak istiyorum: Bu yayınları yapanlar, bu başlıkları atanlar kime hizmet ettiklerinin farkında mı? Yoksa tarihin tozlu raflarında unutulan, ama bugün kanlı bir canlılıkla karşımızda duran o kirli planları hiç mi okumadılar?
Elinize bir harita alın. Bir yanda İsrail’in Nil’den Fırat’a kadar uzanan o meşhur Arz-ı Mev’ud (Vadedilmiş Topraklar) haritası, diğer yanda ise yıllardır coğrafyamızı parçalara ayırmak için masada tutulan Büyük Ortadoğu Projesi (BOB)... Bu iki planı üst üste koyduğunuzda, İran’da yakılmak istenen ateşin sadece Tahran’ı değil, Ankara’yı da yakmayı hedeflediği gün gibi ortadadır.
Biliyorlar mı bilmiyorum; ama vicdanı olan her kalem bilmelidir ki: İran’dan sonraki durak Türkiye’dir!
Ne olursunuz yapmayın! Amerikan retoriğine yaslanıp, İsrail’in stratejik hedeflerine su taşıyan bir “sevinç” içinde olmayın. Kudüs’te Müslümanların ilk kıblesini çiğneyen, Gazze’de çocukları üzerine bomba yağdıran zihniyeti tanımıyor musunuz? Unutmayın ki; o fanatik zihniyete göre Yahudiler dışında kalan hiç kimse “insan” bile kabul edilmiyor. Siz, sizi insan yerine koymayanların zafer şarkılarını mı mırıldanıyorsunuz?
İran rejimini sevmeyebilirsiniz. İdeolojik olarak taban tabana zıt olabilirsiniz. Ancak devlet aklı, duygularla değil gerçeklerle hareket etmeyi gerektirir. İran’da meydana gelecek bir kaos, bir iç karışıklık veya bir rejim krizi; sınırımıza dayanacak milyonlarca mülteci, artacak terör faaliyetleri ve bölgenin tamamen istikrarsızlaşması demektir.
İran’ın istikrarsızlığı, Türkiye’nin güvenliğinin altındaki dinamittir. Komşunuzun evi yanarken balkonunuzda sevinç çığlıkları atamazsınız; çünkü o ateş rüzgarla birlikte sizin çatınıza sıçrayacaktır.
Medya kuruluşlarına, editörlere ve o manşetleri atanlara sesleniyorum: Aklınızı başınıza alın! Trump’ın mesajlarını servis ederken, aslında bölgeyi dizayn etmek isteyenlerin psikolojik harp dairesine gönüllü askerlik yaptığınızı görün.
Amerikan sevinciyle, İsrail’in stratejik ortaklığıyla bu coğrafyaya bugüne kadar kan ve gözyaşından başka hiçbir şey gelmedi. Bugün İran’daki istikrarsızlığı "özgürlük" diye pazarlayanlar, yarın Türkiye’nin üniter yapısına göz diktiklerinde yine aynı kanallarda aynı manşetleri atacaklar.
Kime hizmet ettiğinizi bir kez daha düşünün. Çünkü tarih, sadece doğruları yazanları değil; ihanete çanak tutanları da en ağır şekilde kaydedecektir.
Kalın sağlıcakla...