Eskiler, sonu felaketle bitecek ya da toplumsal değerleri hiçe sayan akılsızca işler için "Cami duvarına işemek" deyimini kullanırlardı. Ancak geldiğimiz noktada bu deyim bir mecaz olmaktan çıkıp, ne yazık ki sokaklarımızda birebir yaşanan acı bir gerçeğe dönüşmek üzere.
Geçtiğimiz gün öğle ile ikindi vakti arasında Karatay bölgesindeydim. İhtiyaç sebebiyle yolumun üzerindeki bir caminin tuvaletine yöneldim; kapı duvar, kilitli! "Herhalde buraya özgü bir durumdur" diyerek hemen arka sokakta bulunan, henüz yeni yapılmış, pırıl pırıl ve modern bir camiye geçtim. Sonuç yine aynı: Tuvalet kapısına vurulan kocaman bir kilit!
Çözüm bulmak umuduyla Karatay Müftülüğü'nde çalışan bir tanıdığımı aradım. Aldığım cevap şaşırtıcıydı: "Hoca pazar günü izinli..."
Merak edip mahalle muhtarına ulaştım, imamın iletişim numarasını istedim. Muhtarda imamın numarası dahi yoktu!
Şimdi soruyorum sizlere: Camilerin tuvaletleri neden kilitlenir?
Gerekçe hazır: "Efendim, tuvaletlerde madde kullanılıyor, musluklar çalınıyor, temiz tutulmuyor..."
Be kardeşim! Kamu alanında ve ibadethanede güvenliği sağlamanın çözümü kapıya kilit vurup kaçmak mıdır? Güvenlik kamera sistemleri takarsınız, gerekli tedbirleri alırsınız ama o kapıyı vatandaşa kapatmazsınız.
Hepsinden önemlisi; o caminin bir imamı, bir sorumlusu yok mudur?
Gerçi imam sadece namaz vakitlerinde camiye uğrayıp, vakit dışı zamanlarda kendi kişisel işlerinin peşine düşerse olacağı elbette budur. Bir bakkal dükkanı sahibini düşünün. Rızkını kazandığı dükkanını bir an olsun boş bırakır mı? Aksine, müşteri çekebilmek için çeşidini artırır, dükkanının önünü süsler, güzelleştirir, elinden gelenin fazlasını yapar.
Peki, bir din görevlisinin, bulunduğu mahalleye ve camisine cemaat kazandırmak, orayı bir çekim ve huzur merkezi haline getirmek için benzer bir gayret göstermesi gerekmez mi? Hoca izinliyken koskoca caminin ve müştemilatının kaderine terk edilmesi hangi hizmet anlayışıyla bağdaşır?
Camiler sadece namaz kılınıp çıkılan beton binalar değildir; mahallenin kalbidir, sığınağıdır. Temizlik ve hijyen, dinimizin temeliyken, ibadethane kapılarındaki kilitler yüzünden insanları sokak aralarında çaresiz bırakmak ne akla ne de vicdana sığar. Bu duyarsızlık devam ederse, deyimler ne yazık ki sokaklarımızda acı birer manzaraya dönüşmeye devam edecek.
Yetkililere ve ilçe müftülüklerine açık çağrımdır: Camilerimizin kapılarını da, gönüllerini de vatandaşa kilitlemeyin. Çözüm kaçmakta değil, sorumluluk alıp yönetmektedir.