Devlet bir İstanbulludan ortalama 35.000 TL vergi alıyor. Karşılığında o İstanbullu için sadece 4.214 TL kamu harcaması yapıyor.
Bir Şırnaklıdan 796 TL vergi alıyor. ( daha doğrusu alabiliyor mu diye sormak lazım...) O Şırnaklı için ortalama 13.600 TL harcıyor.
Bu iki satır, duygusal sloganlarla değil, aritmetikle yazılmıştır. Şimdi aynı aritmetiğe Karaman, Konya, Niğde, Mersin ve Antalya’yı da ekleyelim. Çünkü “sömürü” iddiası sadece İstanbul-Şırnak ikilisine indirgenemez; Anadolu’nun vergi üreten illeri de bu tablonun içindedir.
Temel Göstergeler (yaklaşık 2021, kişi başı / oran)


Kaynak: Merkezi yönetim bütçe gerçekleşmeleri, akademik kümeleme analizleri ve GİB/TÜİK verilerine dayalı hesaplamalar.
Mersin ve Antalya, turizm ve tarım-sanayi karmasıyla net vergi fazlası veriyor. Konya, büyük nüfusuna rağmen hâlâ pozitif orana sahip. Karaman ve Niğde gibi daha küçük ölçekli Orta Anadolu illeri de “alıcı” değil, “verici” veya en azından dengeli tarafta yer alıyor. Yani “Batı sömürüyor, Doğu sömürülüyor” ikilemi, Anadolu’nun kendi içindeki gerçekliği de yok sayıyor.
20 Yılı Aşan Yapısal Gerçek
2000’li yılların başından bu yana bölgesel gelir-gider karşılama oranları aynı yönü gösteriyor:
İstanbul, Doğu Marmara, Ege ve Akdeniz’in gelişmiş illeri sürekli fazla üretiyor. Doğu ve Güneydoğu’nun büyük kısmı sürekli açık veriyor. Bu açık, sosyal transferler, personel giderleri, güvenlik harcamaları ve yatırımlarla kapatılıyor. Yani sistem, yüksek katma değer üreten illerden düşük katma değer üreten illere sürekli ve ölçülebilir kaynak aktarıyor.
Bu, “ihmal” değil; sosyal hukuk devletinin mali tasarımı. Kimse İstanbul, Mersin veya Antalya’dan alınan verginin Şırnak’a, Hakkâri’ye veya Tunceli’ye gitmesini engellemiyor. Aksine, sistem tam da bunu yapıyor.
DEM Parti Genel Merkezi ve Çevresindeki Söylem Üreticilerine
1. Mersin ve Antalya da net vergi fazlası veriyor.
Bu iki ilin ürettiği kaynakların bir kısmı da sizin “ihmal edildiğini” iddia ettiğiniz coğrafyaya akıyor. Mersinli ve Antalyalı vatandaşa “sen de sömürülüyorsun” mu diyeceksiniz, yoksa “sen bize borçlusun” mu? Hangisini seçiyorsunuz?
2. Konya %110 oranla hâlâ pozitif tarafta.
Büyük, muhafazakâr, Anadolu’nun kalbi sayılan bir il, Şırnak’ın 17 katı kamu kaynağı alan bir il için finansman sağlıyor. Konyalıya “sen de sömürülüyorsun” demek, siyasi olarak riskli değil mi? Yoksa Konya’yı “Batı” kategorisine mi sokuyorsunuz?
3. *Karaman ve Niğde gibi orta ölçekli iller de “alıcı” değil.
Bu iller ne İstanbul kadar üretiyor ne de Şırnak kadar tüketiyor. Onlar “sessiz verici” konumunda. Sizce bu sessiz vericilerin de “ezilen coğrafya” anlatısına dahil edilmesi gerekir mi, yoksa sadece yüksek sesle şikâyet edenler mi “hak sahibi” sayılıyor?
4. 20 yıldır trilyonlarca lira aktarıldı.
Kişi başı kamu harcaması sıralamasında Şırnak, Hakkâri, Tunceli sürekli üstlerde. Sonuç? Vergi tahakkuku hâlâ dipte, kişi başı gelir hâlâ düşük, istihdam hâlâ zayıf. Para geldi. Nereye gitti? “Yetersizdi” demek kolay. “Nerede kullanıldı, verimlilik ne oldu?” demek bilimsel. Cevap verin.
5. “Kendi kaynağımızı kendimiz yönetelim” diyorsanız, önce kendi vergi kapasitenizi yükseltin.
796 TL’lik kişi başı vergi ile “özerklik” talebi, matematiksel olarak “başkasının parasını yönetme” talebidir. Bunu kabul ediyor musunuz, yoksa hâlâ “sömürü” masalı mı anlatıyorsunuz?
6. En basit soru:
Bir İstanbullu, Mersinli veya Antalyalı, kendi aldığı kamu hizmetinin birkaç katını ödüyor. Bir Şırnaklı ise kendi ödediğinin 17 katını alıyor.
Bu tabloda “kim sömürülüyor?” sorusunun cevabı hâlâ duygusal mı, yoksa aritmetik mi?
Sonuç
Veriler duygulara göre değişmiyor. İstanbul, Kocaeli, Mersin, Antalya, Konya ve benzeri iller net vergi üreticisi; Şırnak ve benzeri iller net transfer alıcısı. Bu, “temelsiz bir mağduriyet” hikâyesi değil; *ölçülebilir mali gerçeklik*.
Kim sömürülüyor sorusunu hâlâ sloganla cevaplayanlara tavsiye:
Önce tabloyu okuyun. Sonra hesap makinesini açın. En son da ayna tutun.
Aritmetik, propaganda kadar esnek değildir.DEVLET SİZE BAKMAKTAN SAVAŞTA ASKER, BARIŞTA RENÇBER ÜLKESİ İÇİN ŞEHADET DAHİL HİÇ BİR FEDAKARLIKTAN KAÇINMAYAN ANADOLUNUN GARİBAN EVLATLARINI UNUTTU, ONLARIN HAKLARINI DA SAVUNMAYA VARMISINIZ!?