( (
Cüneyt Diler
Köşe Yazarı
Cüneyt Diler
 

Büyük Resmi Görmek: Kemal Kılıçdaroğlu Bir Proje miydi? Belgelerle//(Bir Conrad Otel Tanıklığı)

Dostlar, bugün siyasi hafızamızı biraz tazeleyelim. Yıllardır parça parça önümüze konan ama birleştirdiğimizde ürkütücü bir tablo oluşturan o meşhur "yapbozun" parçalarına birlikte bakalım. Kemal Kılıçdaroğlu ismi Türk siyasetine tesadüfen mi girdi, yoksa milim milim örülen bir küresel tasarımın parçası mıydı? Gelin, hem belgelerle hem de o gizli gerçekle kronolojik bir yolculuğa çıkalım. 1. Bülent Ecevit Gerçeği Neydi? (1999) Her şey 1999 yılında başladı. Dönemin SSK Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu (eski soyadıyla Karabulut), DSP’den milletvekili olmak istedi. Ancak merhum Bülent Ecevit onu doğrudan veto etti. Ecevit'in önüne o dönem Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nun SSK'daki idari ve mali yönetim zaafiyetini açıkça ortaya koyan raporları gelmişti. Ancak devlet aklına, tecrübesine ve hassasiyetine sahip olan Ecevit için mesele sadece ekonomik bir başarısızlık değildi; bu ismin geçmişine ve ilişkilerine dair önüne gelen istihbarat raporları hiç olumlu çıkmamıştı. Ecevit, devlet refleksiyle bu ismin üst kademelere sızmasını tehlikeli görerek kapıyı kapatmıştı. Ecevit’in o gün gördüğü tehlikeyi, Türkiye çok sonra anlayacaktı. (Merhum Korkut Özal'ın sayın prensi!) 2. ABD Yazışmaları, Wikileaks, Silk Road Raporu ve Benim 2011 Conrad Otel Tanıklığım DSP’den veto yiyen Kılıçdaroğlu, ne hikmetse bir anda CHP’ye monte edildi. Henüz grup başkanvekiliyken, ABD Ankara Büyükelçiliği ve Hillary Clinton liderliğindeki ABD dışişleri bürokrasisi onunla yakından ilgilenmeye başladı. Wikileaks kriptolarına bakıyoruz: ABD’li diplomatlar daha 2008-2009 yıllarında, Deniz Baykal’ın tasfiye edilmesi gerektiğini ve yerine "temiz, dürüst bürokrat" imajıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun getirilmesinin CHP’yi dönüştüreceğini açık açık Washington’a raporluyorlardı. İsveç merkezli Silk Road (İpek Yolu) Enstitüsü Raporu: 2008 yılında yayınlanan o meşhur raporda, "Baykal’ın bir kaset skandalıyla gideceği ve yerine Kılıçdaroğlu’nun geleceği" adeta bir kehanet gibi yazılmıştı. Kaset Darbesinden Bir Yıl Önce: CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, 2009 yılının başlarında ABD-İsveç merkezli Silk Road Enstitüsü tarafından hazırlanan ve Deniz Baykal'ın yerine Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçerek partinin eksenini değiştireceğini öngören gizli raporu bizzat Baykal ve Kılıçdaroğlu'na okuduğunu açıklamıştır. Öymen'in ifadesine göre, Kılıçdaroğlu raporu dinledikten sonra sessiz kalarak herhangi bir tepki vermemiştir. Nitekim 2010’da o kaset operasyonu yapıldı ve küresel plan tıkır tıkır işledi. İşte tam bu sürecin devamında, Kılıçdaroğlu artık genel başkandı ve tarihler 16 Temmuz 2011’i gösterdiğinde ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Türkiye’ye geldi. Beşiktaş Conrad Otel’de basına kapalı, son derece gizli bir zirve gerçekleştirildi. O gün ben de o oteldeydim! Beni o basına kapalı, gizli buluşmanın gerçekleştiği yere içeri alan kişi, eski Cumhurbaşkanımız merhum Fahri Korutürk’ün oğlu, dönemin CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı emekli büyükelçi Osman Korutürk’tü. Türk halkı o günlerde dışarıda Kılıçdaroğlu’nu "Gandi Kemal", "Halkçı lider" maskesiyle izlerken, ben o kapalı kapıların ardındaydım. Oradaki her şey bana yetmişti ve o tarihten sonra kendisine karşı resmen bayrak açtım. Zaman, benim o gün Conrad Otel odasında hissettiğim ve gördüğüm her şeyi ne yazık ki tek tek haklı çıkardı. 3. TESEV ve Soros Bağlantısı Kılıçdaroğlu’nun arkasındaki fikri altyapıya baktığımızda karşımıza küresel finansör George Soros’un fonladığı TESEV (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı) çıkıyor. Kılıçdaroğlu, bu vakfın 183 sıra numaralı kurucu üyesidir. CHP’nin geleneksel, ulusalcı ve Atatürkçü çizgisinden koparılıp "Yeni CHP" adı altında küreselleşmeci, foncu ve kimlik siyaseti yapan bir yapıya bürünmesinin arkasındaki laboratuvar işte burasıydı. 4. Ekmeleddin İhsanoğlu Skandalı (2014) Tarih 2014. Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken CHP tabanı cumhuriyetçi bir aday bekliyordu. Bir gece, partinin yetkili kurullarının, milletvekillerinin, hatta MYK üyelerinin bile zerre haberi yokken Kılıçdaroğlu çıkıp Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday ilan etti. Kimsenin tanımadığı bu isim tepeden inme şekilde nasıl getirildi? Bugün geriye dönüp baktığımızda, bu hamlenin muhalefetin enerjisini sönümlendirmek ve mevcut sistemin inşasına yol vermek için yapılmış bilinçli bir operasyon olduğu çok daha net görülüyor. 5. 2017 Referandumu: Mühürsüz Oylar ve Atilla Kart’ın İtirafı Gelelim Türkiye’nin kaderinin değiştiği 16 Nisan 2017 rejim değişiklik referandumuna. YSK, yasalara açıkça aykırı şekilde milyonlarca mühürsüz oyu geçerli saydı. O dönem CHP Konya Milletvekili olan hukukçu Atilla Kart, tüm hukuki hazırlıkları yapıp konuyu Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) ve AİHM'e taşımak istedi. Ancak Atilla Kart yıllar sonra itiraf etti: Kılıçdaroğlu kendisini bizzat engelleyerek "Mahkemeye gitmeyeceksin, sokağa çıkmayacağız" dedi. Rejimin değişmesini sağlayacak o hukuksuz oyları adeta sineye çekti, itirazları bilerek bloke etti. 6. Ümit Özdağ’ın Tarihi Tespiti Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ tam da bu noktaya parmak basarak o tarihi tespitte bulunmuştu: "2017 yılında bu başkanlık rejimini Recep Tayyip Erdoğan ile Kemal Kılıçdaroğlu birlikte kurdu." Evet, biri iktidar koltuğunda sistemi inşa ederken, diğeri muhalefet koltuğunda tabanın gazını alarak, hukuki yolları tıkayarak ve yanlış adaylar çıkararak bu sistemin kurulmasına meşruiyet sağladı. Özetle Dostlar; Ecevit’in 1999’da kapıdan sokmadığı o bürokrat, küresel odakların (ABD, Soros, Silk Road) dizaynıyla CHP’nin başına getirildi. Görevi muhalefeti büyütmek değil, kontrollü bir şekilde içeriden tasfiye etmek ve Türkiye’nin dönüştürülmesine "ana muhalefet" kisvesi altında hizmet etmekti. Ben bu tiyatronun ilk sahnesini 2011'de Conrad Otel'de izledim
Ekleme Tarihi: 22 Mayıs 2026 -Cuma
Cüneyt Diler

Büyük Resmi Görmek: Kemal Kılıçdaroğlu Bir Proje miydi? Belgelerle//(Bir Conrad Otel Tanıklığı)

Dostlar, bugün siyasi hafızamızı biraz tazeleyelim. Yıllardır parça parça önümüze konan ama birleştirdiğimizde ürkütücü bir tablo oluşturan o meşhur "yapbozun" parçalarına birlikte bakalım. Kemal Kılıçdaroğlu ismi Türk siyasetine tesadüfen mi girdi, yoksa milim milim örülen bir küresel tasarımın parçası mıydı?

Gelin, hem belgelerle hem de o gizli gerçekle kronolojik bir yolculuğa çıkalım.

1. Bülent Ecevit Gerçeği Neydi? (1999)

Her şey 1999 yılında başladı. Dönemin SSK Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu (eski soyadıyla Karabulut), DSP’den milletvekili olmak istedi. Ancak merhum Bülent Ecevit onu doğrudan veto etti. Ecevit'in önüne o dönem Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nun SSK'daki idari ve mali yönetim zaafiyetini açıkça ortaya koyan raporları gelmişti. Ancak devlet aklına, tecrübesine ve hassasiyetine sahip olan Ecevit için mesele sadece ekonomik bir başarısızlık değildi; bu ismin geçmişine ve ilişkilerine dair önüne gelen istihbarat raporları hiç olumlu çıkmamıştı. Ecevit, devlet refleksiyle bu ismin üst kademelere sızmasını tehlikeli görerek kapıyı kapatmıştı. Ecevit’in o gün gördüğü tehlikeyi, Türkiye çok sonra anlayacaktı. (Merhum Korkut Özal'ın sayın prensi!)

2. ABD Yazışmaları, Wikileaks, Silk Road Raporu ve Benim 2011 Conrad Otel Tanıklığım

DSP’den veto yiyen Kılıçdaroğlu, ne hikmetse bir anda CHP’ye monte edildi. Henüz grup başkanvekiliyken, ABD Ankara Büyükelçiliği ve Hillary Clinton liderliğindeki ABD dışişleri bürokrasisi onunla yakından ilgilenmeye başladı.

Wikileaks kriptolarına bakıyoruz:

ABD’li diplomatlar daha 2008-2009 yıllarında, Deniz Baykal’ın tasfiye edilmesi gerektiğini ve yerine "temiz, dürüst bürokrat" imajıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun getirilmesinin CHP’yi dönüştüreceğini açık açık Washington’a raporluyorlardı.

İsveç merkezli Silk Road (İpek Yolu) Enstitüsü Raporu:

2008 yılında yayınlanan o meşhur raporda, "Baykal’ın bir kaset skandalıyla gideceği ve yerine Kılıçdaroğlu’nun geleceği" adeta bir kehanet gibi yazılmıştı.

Kaset Darbesinden Bir Yıl Önce:

CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, 2009 yılının başlarında ABD-İsveç merkezli Silk Road Enstitüsü tarafından hazırlanan ve Deniz Baykal'ın yerine Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçerek partinin eksenini değiştireceğini öngören gizli raporu bizzat Baykal ve Kılıçdaroğlu'na okuduğunu açıklamıştır. Öymen'in ifadesine göre, Kılıçdaroğlu raporu dinledikten sonra sessiz kalarak herhangi bir tepki vermemiştir.

Nitekim 2010’da o kaset operasyonu yapıldı ve küresel plan tıkır tıkır işledi.

İşte tam bu sürecin devamında, Kılıçdaroğlu artık genel başkandı ve tarihler 16 Temmuz 2011’i gösterdiğinde ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Türkiye’ye geldi. Beşiktaş Conrad Otel’de basına kapalı, son derece gizli bir zirve gerçekleştirildi.

O gün ben de o oteldeydim!

Beni o basına kapalı, gizli buluşmanın gerçekleştiği yere içeri alan kişi, eski Cumhurbaşkanımız merhum Fahri Korutürk’ün oğlu, dönemin CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı emekli büyükelçi Osman Korutürk’tü. Türk halkı o günlerde dışarıda Kılıçdaroğlu’nu "Gandi Kemal", "Halkçı lider" maskesiyle izlerken, ben o kapalı kapıların ardındaydım. Oradaki her şey bana yetmişti ve o tarihten sonra kendisine karşı resmen bayrak açtım. Zaman, benim o gün Conrad Otel odasında hissettiğim ve gördüğüm her şeyi ne yazık ki tek tek haklı çıkardı.

3. TESEV ve Soros Bağlantısı

Kılıçdaroğlu’nun arkasındaki fikri altyapıya baktığımızda karşımıza küresel finansör George Soros’un fonladığı TESEV (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı) çıkıyor. Kılıçdaroğlu, bu vakfın 183 sıra numaralı kurucu üyesidir. CHP’nin geleneksel, ulusalcı ve Atatürkçü çizgisinden koparılıp "Yeni CHP" adı altında küreselleşmeci, foncu ve kimlik siyaseti yapan bir yapıya bürünmesinin arkasındaki laboratuvar işte burasıydı.

4. Ekmeleddin İhsanoğlu Skandalı (2014)

Tarih 2014. Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken CHP tabanı cumhuriyetçi bir aday bekliyordu. Bir gece, partinin yetkili kurullarının, milletvekillerinin, hatta MYK üyelerinin bile zerre haberi yokken Kılıçdaroğlu çıkıp Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday ilan etti. Kimsenin tanımadığı bu isim tepeden inme şekilde nasıl getirildi? Bugün geriye dönüp baktığımızda, bu hamlenin muhalefetin enerjisini sönümlendirmek ve mevcut sistemin inşasına yol vermek için yapılmış bilinçli bir operasyon olduğu çok daha net görülüyor.

5. 2017 Referandumu: Mühürsüz Oylar ve Atilla Kart’ın İtirafı

Gelelim Türkiye’nin kaderinin değiştiği 16 Nisan 2017 rejim değişiklik referandumuna. YSK, yasalara açıkça aykırı şekilde milyonlarca mühürsüz oyu geçerli saydı. O dönem CHP Konya Milletvekili olan hukukçu Atilla Kart, tüm hukuki hazırlıkları yapıp konuyu Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) ve AİHM'e taşımak istedi. Ancak Atilla Kart yıllar sonra itiraf etti: Kılıçdaroğlu kendisini bizzat engelleyerek "Mahkemeye gitmeyeceksin, sokağa çıkmayacağız" dedi. Rejimin değişmesini sağlayacak o hukuksuz oyları adeta sineye çekti, itirazları bilerek bloke etti.

6. Ümit Özdağ’ın Tarihi Tespiti

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ tam da bu noktaya parmak basarak o tarihi tespitte bulunmuştu: "2017 yılında bu başkanlık rejimini Recep Tayyip Erdoğan ile Kemal Kılıçdaroğlu birlikte kurdu." Evet, biri iktidar koltuğunda sistemi inşa ederken, diğeri muhalefet koltuğunda tabanın gazını alarak, hukuki yolları tıkayarak ve yanlış adaylar çıkararak bu sistemin kurulmasına meşruiyet sağladı.

Özetle Dostlar;

Ecevit’in 1999’da kapıdan sokmadığı o bürokrat, küresel odakların (ABD, Soros, Silk Road) dizaynıyla CHP’nin başına getirildi. Görevi muhalefeti büyütmek değil, kontrollü bir şekilde içeriden tasfiye etmek ve Türkiye’nin dönüştürülmesine "ana muhalefet" kisvesi altında hizmet etmekti. Ben bu tiyatronun ilk sahnesini 2011'de Conrad Otel'de izledim

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
( (