Cüneyt Diler
Köşe Yazarı
Cüneyt Diler
 

Her İyileşme Yüzleşmeyle Başlar

Türk toplumunun sosyal antropolojisi, binlerce yıllık “biz” duygusunu hem en büyük gücü hem de en kırılgan zaafı olarak taşır. Devlet sadakati ile ideolojik kamplaşma arasındaki gerilim, Orta Asya bozkırından Anadolu’ya taşınmış kadim bir koddur. Bu kodu en net okuyanlardan biri, CIA’in Türk-İslam Sentezi uzmanı Özbek asıllı Ruzi Nazar’dı. 1960 ve 1971 darbeleri döneminde Nazar şöyle diyordu: “Kürdistan’ı kurmak istiyorsak Kürtleri kışkırtmak kolay. Zor olan Türkleri uyutacak adamları bulmaktır. Bize iki kişi lazım: biri dindar Müslümanları, diğeri milliyetçileri uyutacak.” Atatürkçü solcular sorulunca ise kendinden emin cevap verdi:   “Türk solu vatansever mi, devrimci mi olacağına karar verene kadar biz Kürdistan’ı çoktan kurarız.” Nazar’ın alt ekibinde “Karanlıklar Prensi” Duane Clarridge, 1968-1972 arasında Türkiye’deydi. Hindistan’da solu böldüğü operasyonu burada tekrarladı. Sağ-sol çatışması alevlenirken ülkücü gençler komando kamplarına, devrimciler KGB ve Suriye El-Muhaberat denetimindeki Filistin kamplarına yönlendirildi. 12 Mart 1971 darbesiyle seçim sistemi değiştirildiğinde Nazar’ın görevi tamamlanmıştı. Operasyon, Türk insanının antropolojik fay hatlarını kusursuz hedef almıştı: Dindar kesim “din elden gidiyor” korkusuyla, milliyetçiler “vatan bölünüyor” refleksiyle, sol ise evrensel devrim ile vatanseverlik arasında sıkışarak birbirinden kopmuştu. Ortadoğu’da asırlardır kullanılan klasik yöntem: Dış aktör fay hatlarını derinleştirir, Türk toplumu kendi içinde parçalanır. Ruzi Nazar, CIA’e katıldıktan sonra ABD’de iki Türk’le samimiydi. Biri Basın Ateşesi Altemur Kılıç’tı. Diğeri ise NATO irtibat subayı. Bilin bakalım kim? Tarih yüzleşmeden ilerlemez. Türk toplumu kendi kodlarını ancak gerçeği olduğu gibi kabul ederek çözebilir. Kaçmak yok.   Çünkü her iyileşme yüzleşmeyle başlar. Asıl soru şu: Türkiye toplumu iyileşmeyi istiyormu ?
Ekleme Tarihi: 27 Mart 2026 -Cuma
Cüneyt Diler

Her İyileşme Yüzleşmeyle Başlar

Türk toplumunun sosyal antropolojisi, binlerce yıllık “biz” duygusunu hem en büyük gücü hem de en kırılgan zaafı olarak taşır. Devlet sadakati ile ideolojik kamplaşma arasındaki gerilim, Orta Asya bozkırından Anadolu’ya taşınmış kadim bir koddur. Bu kodu en net okuyanlardan biri, CIA’in Türk-İslam Sentezi uzmanı Özbek asıllı Ruzi Nazar’dı.

1960 ve 1971 darbeleri döneminde Nazar şöyle diyordu:

“Kürdistan’ı kurmak istiyorsak Kürtleri kışkırtmak kolay. Zor olan Türkleri uyutacak adamları bulmaktır. Bize iki kişi lazım: biri dindar Müslümanları, diğeri milliyetçileri uyutacak.”

Atatürkçü solcular sorulunca ise kendinden emin cevap verdi:  
“Türk solu vatansever mi, devrimci mi olacağına karar verene kadar biz Kürdistan’ı çoktan kurarız.”

Nazar’ın alt ekibinde “Karanlıklar Prensi” Duane Clarridge, 1968-1972 arasında Türkiye’deydi. Hindistan’da solu böldüğü operasyonu burada tekrarladı. Sağ-sol çatışması alevlenirken ülkücü gençler komando kamplarına, devrimciler KGB ve Suriye El-Muhaberat denetimindeki Filistin kamplarına yönlendirildi. 12 Mart 1971 darbesiyle seçim sistemi değiştirildiğinde Nazar’ın görevi tamamlanmıştı.

Operasyon, Türk insanının antropolojik fay hatlarını kusursuz hedef almıştı: Dindar kesim “din elden gidiyor” korkusuyla, milliyetçiler “vatan bölünüyor” refleksiyle, sol ise evrensel devrim ile vatanseverlik arasında sıkışarak birbirinden kopmuştu. Ortadoğu’da asırlardır kullanılan klasik yöntem: Dış aktör fay hatlarını derinleştirir, Türk toplumu kendi içinde parçalanır.

Ruzi Nazar, CIA’e katıldıktan sonra ABD’de iki Türk’le samimiydi. Biri Basın Ateşesi Altemur Kılıç’tı. Diğeri ise NATO irtibat subayı. Bilin bakalım kim?

Tarih yüzleşmeden ilerlemez. Türk toplumu kendi kodlarını ancak gerçeği olduğu gibi kabul ederek çözebilir. Kaçmak yok.  

Çünkü her iyileşme yüzleşmeyle başlar.

Asıl soru şu: Türkiye toplumu iyileşmeyi istiyormu ?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.