( (
Selçuk Özdağ
Köşe Yazarı
Selçuk Özdağ
 

Söyletmen Vurun!

Konuşmak hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı. Her an saldırıya uğrayabilir, itibar suikastine muhatap olabilirsiniz. Olmadı mı bu defa yargı devreye girip boğazınızı sıkabilir. Halbuki medeni toplumlarla bedevilikten kurtulamamış olanlar arasındaki temel farklardan biri budur. Gelişmiş toplumlarda söz, eleştiri, düşünce hürriyeti vardır. Gördüğünüz yanlışları hiç bir korku taşımadan söyleyebilirsiniz. Bu topluma zarar vermez, tam aksine eleştirinin muhatabı olanlara yanlışlarını görme imkanı verir. Keyfiliği, hukuk dışılığı önler. Sanılanın aksine keyfiliği sadece hukuk değil, medya ve toplumsal baskı önler.Bunun için özgür bir ortamın, bağımsız bir hukuk sisteminin olması gerekir. Dilim döndükçe daha iyi bir Türkiye için gayret gösteriyorum. AKP'nin mutfağında bulunmuş, başını ayağını tanımış biri olarak toplumu uyarmaya çalışıyorum. Siyasetçinin görevi toplumu aldatmak değil, doğru bildiklerini söylemektir. Herkes yanılabilir, hata yapabilir, aldanabilir, bizim de olmuştur. İnsanlar uzaktan tanınmıyor, uzaktan propaganda yakında kendi gözleminiz etkili oluyor. Bazen AKP yönetimine yönelttiğim eleştirilerden tepkiler alıyorum, dün göğe çıkarmıştınız bugün tersini söylüyorsunuz diyorlar, haklılar. İşte bunun için uzaktan tanıma aslında propagandanın bize gösterdiği yüzdür. Bir kişi ile yan yana gelip vakit geçirmediğiniz, hal ve davranışlarını bizzat gözlemlemediğiniz müddetçe her türlü tanıma uzaktan tanıma yani propaganda tanışıklığıdır. Bizim(benim) yanılgımda buydu. Bazı göklere çıkan isim veya isimleri yakından tanıdıkça gerçekle propaganda arasında hiç bir yakınlık hatta benzerlik olmadığını gördüm. Yerli ve milli edebiyatı yapanların PKK ile kurdukları masaları, kürsüde halk adamlığı yapıp kürsü gerisinde çıkar peşinde koşanları gördüm. Tek kutsalı iktidarda kalmak olanlara tanık oldum. Yüce İslam dininin nasıl ikbal aracı haline getirildiğine şahit oldum. Milletin vekilliğini yapmak yerine çantacılık yapanları gördüm... Bunları sineye atıp konuşmamakta bir yoldu, üç günlük dünyayı bir tarafa atıp doğruları söylemekte. Ben ikincisini seçtim. Bu yolun tehlikelerle, acılarla dolu olduğunu biliyordum, bunu kabullendim. Bu kadar anlatımdan sonra sadede geleyim, gazeteler hakkımda soruşturma açıldığını yazıyorlar, sebep: YSK'yı eleştirmem, halkı kin ve düşmanlığa sevk etmemmiş. Ne demişim, YSK Hukuk dışına çıkarsa demokratik yolları kullanır, teşhir eder, hukuk içinde tutmaya çalışırız demişim; özeti bu. Hukuk içinde tutmak ne zaman suç oldu. Suç işlemeyin, adaletten ayrılmayın, milletin reyine sahip çıkın demek ne zamandan beri suç oldu? CB sistemine geçerken bu ülkede kanuna rağmen mühürsüz oy pusulaları geçerli kabul edilmedi mi?  Sistem değişikliği yüzde 51'e 49 gibi az bir farkla olmuştu. Mühürsüz oyların bu sonuca ne kadar etki ettiğini bilen var mı? Bunları  yaşamış bir siyasetçinin YSK hukuk içinde kalmalı demesinin neresi yanlış. Bırakın YSK'yı demokrasi kültürü gelişmiş ülkelerde kamuoyu baskısı en önemli denge ve denetleme mekanizmasıdır. Bütün kurumlar için hukuk içinde kalın demek gerekmez mi? Mesele YSK falan değil, saldırıya uğradım olmadı, itibar suikasti yapıldı olmadı, şimdi başka bir yol deneniyor. Konuşanı artık dokuz köyden kovmuyorlar hapishaneleri göstererek susturmaya çalışıyorlar. Bizim yasa dışılıkla, halkı düşmanlığa sevk etmekle işimiz olamaz, halkı için mücadele edenler halklarına kötülük etmezler. Derdimiz, davamız daha iyi bir yönetim, daha özgür bir ülke ve daha zengin bir millettir. Gayret bizden gerisi Allahtandır.
Ekleme Tarihi: 17 Ocak 2022 - Pazartesi
Selçuk Özdağ

Söyletmen Vurun!

Konuşmak hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı. Her an saldırıya uğrayabilir, itibar suikastine muhatap olabilirsiniz. Olmadı mı bu defa yargı devreye girip boğazınızı sıkabilir.


Halbuki medeni toplumlarla bedevilikten kurtulamamış olanlar arasındaki temel farklardan biri budur.
Gelişmiş toplumlarda söz, eleştiri, düşünce hürriyeti vardır. Gördüğünüz yanlışları hiç bir korku taşımadan söyleyebilirsiniz. Bu topluma zarar vermez, tam aksine eleştirinin muhatabı olanlara yanlışlarını görme imkanı verir. Keyfiliği, hukuk dışılığı önler. Sanılanın aksine keyfiliği sadece hukuk değil, medya ve toplumsal baskı önler.Bunun için özgür bir ortamın, bağımsız bir hukuk sisteminin olması gerekir.
Dilim döndükçe daha iyi bir Türkiye için gayret gösteriyorum. AKP'nin mutfağında bulunmuş, başını ayağını tanımış biri olarak toplumu uyarmaya çalışıyorum. Siyasetçinin görevi toplumu aldatmak değil, doğru bildiklerini söylemektir. Herkes yanılabilir, hata yapabilir, aldanabilir, bizim de olmuştur. İnsanlar uzaktan tanınmıyor, uzaktan propaganda yakında kendi gözleminiz etkili oluyor.


Bazen AKP yönetimine yönelttiğim eleştirilerden tepkiler alıyorum, dün göğe çıkarmıştınız bugün tersini söylüyorsunuz diyorlar, haklılar. İşte bunun için uzaktan tanıma aslında propagandanın bize gösterdiği yüzdür. Bir kişi ile yan yana gelip vakit geçirmediğiniz, hal ve davranışlarını bizzat gözlemlemediğiniz müddetçe her türlü tanıma uzaktan tanıma yani propaganda tanışıklığıdır. Bizim(benim) yanılgımda buydu. Bazı göklere çıkan isim veya isimleri yakından tanıdıkça gerçekle propaganda arasında hiç bir yakınlık hatta benzerlik olmadığını gördüm. Yerli ve milli edebiyatı yapanların PKK ile kurdukları masaları, kürsüde halk adamlığı yapıp kürsü gerisinde çıkar peşinde koşanları gördüm. Tek kutsalı iktidarda kalmak olanlara tanık oldum. Yüce İslam dininin nasıl ikbal aracı haline getirildiğine şahit oldum. Milletin vekilliğini yapmak yerine çantacılık yapanları gördüm...


Bunları sineye atıp konuşmamakta bir yoldu, üç günlük dünyayı bir tarafa atıp doğruları söylemekte. Ben ikincisini seçtim. Bu yolun tehlikelerle, acılarla dolu olduğunu biliyordum, bunu kabullendim.
Bu kadar anlatımdan sonra sadede geleyim, gazeteler hakkımda soruşturma açıldığını yazıyorlar, sebep: YSK'yı eleştirmem, halkı kin ve düşmanlığa sevk etmemmiş. Ne demişim, YSK Hukuk dışına çıkarsa demokratik yolları kullanır, teşhir eder, hukuk içinde tutmaya çalışırız demişim; özeti bu. Hukuk içinde tutmak ne zaman suç oldu. Suç işlemeyin, adaletten ayrılmayın, milletin reyine sahip çıkın demek ne zamandan beri suç oldu? CB sistemine geçerken bu ülkede kanuna rağmen mühürsüz oy pusulaları geçerli kabul edilmedi mi?  Sistem değişikliği yüzde 51'e 49 gibi az bir farkla olmuştu. Mühürsüz oyların bu sonuca ne kadar etki ettiğini bilen var mı? Bunları  yaşamış bir siyasetçinin YSK hukuk içinde kalmalı demesinin neresi yanlış. Bırakın YSK'yı demokrasi kültürü gelişmiş ülkelerde kamuoyu baskısı en önemli denge ve denetleme mekanizmasıdır. Bütün kurumlar için hukuk içinde kalın demek gerekmez mi? Mesele YSK falan değil, saldırıya uğradım olmadı, itibar suikasti yapıldı olmadı, şimdi başka bir yol deneniyor. Konuşanı artık dokuz köyden kovmuyorlar hapishaneleri göstererek susturmaya çalışıyorlar. Bizim yasa dışılıkla, halkı düşmanlığa sevk etmekle işimiz olamaz, halkı için mücadele edenler halklarına kötülük etmezler. Derdimiz, davamız daha iyi bir yönetim, daha özgür bir ülke ve daha zengin bir millettir. Gayret bizden gerisi Allahtandır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
( (