Ahmet Nejat Alperen
Köşe Yazarı
Ahmet Nejat Alperen
 

ÜLKE NEREYE GİDİYOR,ÇOCUKLAR NEREYE SÜRÜKLENİYOR?

Bir toplumun yönünü anlamak için en doğru yere bakmak gerekir: çocuklarına. Çünkü çocuklar yalnızca geleceğin sahipleri değil, bugünün aynasıdır. Onların korkuları, öfkeleri, yalnızlıkları; aslında bizim görmezden geldiğimiz eksiklerin sessiz bir ifadesidir. Bugün o aynaya baktığımızda ise giderek büyüyen bir çatlak görüyoruz. Okullar… Bir zamanlar güvenli limanlar olarak anılan bu mekânlar, artık bazı çocuklar için bir kaygı alanına dönüşebiliyor. Akran zorbalığı, dışlanma, aşağılanma ve görünmez kılınma… Bunlar yalnızca anlık kırgınlıklar değil; bir çocuğun benliğinde derin izler bırakan deneyimlerdir. Bu izler zamanla ya içe kapanan bir sessizliğe ya da dışa yönelen bir öfkeye dönüşür. Bu tabloya son yıllarda yeni bir katman eklendi: dijital şiddet. Dijital şiddet, yalnızca ekranda görülen fiziksel saldırı sahnelerinden ibaret değildir. Daha geniş bir anlam taşır. Sürekli maruz kalınan agresif içerikler, hakaret dilinin normalleşmesi, siber zorbalık, aşağılayıcı yorumlar, linç kültürü ve şiddeti ödüllendiren oyun dinamikleri… Tüm bunlar, özellikle gelişim çağındaki bireylerin duygu dünyasını etkiler. Şiddet, tekrar edildikçe sıradanlaşır; empati, yerini duyarsızlığa bırakır. Ancak burada önemli bir ayrımı yapmak gerekir: Dijital dünya, çoğu zaman sebep değil, zemin oluşturur. Yani zaten yalnız hisseden, değersiz görülen ya da anlaşılmayan bir çocuk için dijital ortam bir kaçış alanı hâline gelir. Fakat bu alan, aynı zamanda onu daha da yalnızlaştıran, gerçeklikten uzaklaştıran bir döngüye dönüşebilir. Peki, çözüm nerede? Çözüm, tek bir alanda değil; ailede, okulda ve toplumun bütününde aranmalıdır. Öncelikle aileler, çocuklarının yalnızca akademik başarısıyla değil, duygusal dünyasıyla da ilgilenmelidir. Bir çocuğun gün içinde ne hissettiğini sormak, onu gerçekten dinlemek ve yargılamadan anlamaya çalışmak; belki de en güçlü koruyucu kalkanlardan biridir. Sevildiğini ve değerli olduğunu hisseden bir çocuk, öfkesini şiddetle değil, sözle ifade etmeyi öğrenir. Okullar ise yalnızca bilgi aktaran kurumlar olmaktan çıkıp, aynı zamanda güvenli sosyal alanlar hâline gelmelidir. Rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli, akran zorbalığına karşı sıfır tolerans politikaları uygulanmalı ve öğrenciler empati, iletişim ve duygu yönetimi konularında desteklenmelidir. Bir öğrencinin sessizliği fark edilmeli, içe kapanışı “sorunsuzluk” olarak yorumlanmamalıdır. Dijital dünya ise yasaklanması gereken bir alan değil; bilinçli kullanımı öğretilmesi gereken bir araçtır. Çocuklara medya okuryazarlığı kazandırılmalı, gördükleri içerikleri sorgulama becerisi geliştirilmelidir. Aileler, çocuklarının dijital dünyasını tamamen kontrol etmek yerine, onlarla birlikte anlamaya çalışmalı; ortak bir bilinç oluşturmalıdır. Toplum olarak ise daha kapsayıcı bir dil geliştirmemiz gerekiyor. Farklı olanı dışlayan değil, anlayan; hatayı yargılayan değil, nedenini araştıran bir yaklaşım… Çünkü dışlanan her birey, yalnızca kendisinden değil, toplumdan da uzaklaşır. Ülke nereye gidiyor sorusunun cevabı, aslında çocukların nereye sürüklendiğinde saklıdır. Eğer onları yalnızlığa, öfkeye ve umutsuzluğa bırakıyorsak; gittiğimiz yer karanlıktır. Ama onları anlayarak, dinleyerek ve destekleyerek büyütüyorsak; o zaman yönümüz hâlâ aydınlığa dönüktür. Ve unutulmamalıdır: Dışlanan her çocuk, yarının toplumunda yankılanacak bir sessiz çığlıktır. (c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Ekleme Tarihi: 17 Nisan 2026 -Cuma
Ahmet Nejat Alperen

ÜLKE NEREYE GİDİYOR,ÇOCUKLAR NEREYE SÜRÜKLENİYOR?

Bir toplumun yönünü anlamak için en doğru yere bakmak gerekir: çocuklarına. Çünkü çocuklar yalnızca geleceğin sahipleri değil, bugünün aynasıdır. Onların korkuları, öfkeleri, yalnızlıkları; aslında bizim görmezden geldiğimiz eksiklerin sessiz bir ifadesidir. Bugün o aynaya baktığımızda ise giderek büyüyen bir çatlak görüyoruz.

Okullar… Bir zamanlar güvenli limanlar olarak anılan bu mekânlar, artık bazı çocuklar için bir kaygı alanına dönüşebiliyor. Akran zorbalığı, dışlanma, aşağılanma ve görünmez kılınma… Bunlar yalnızca anlık kırgınlıklar değil; bir çocuğun benliğinde derin izler bırakan deneyimlerdir. Bu izler zamanla ya içe kapanan bir sessizliğe ya da dışa yönelen bir öfkeye dönüşür.

Bu tabloya son yıllarda yeni bir katman eklendi: dijital şiddet.

Dijital şiddet, yalnızca ekranda görülen fiziksel saldırı sahnelerinden ibaret değildir. Daha geniş bir anlam taşır. Sürekli maruz kalınan agresif içerikler, hakaret dilinin normalleşmesi, siber zorbalık, aşağılayıcı yorumlar, linç kültürü ve şiddeti ödüllendiren oyun dinamikleri… Tüm bunlar, özellikle gelişim çağındaki bireylerin duygu dünyasını etkiler. Şiddet, tekrar edildikçe sıradanlaşır; empati, yerini duyarsızlığa bırakır.

Ancak burada önemli bir ayrımı yapmak gerekir: Dijital dünya, çoğu zaman sebep değil, zemin oluşturur. Yani zaten yalnız hisseden, değersiz görülen ya da anlaşılmayan bir çocuk için dijital ortam bir kaçış alanı hâline gelir. Fakat bu alan, aynı zamanda onu daha da yalnızlaştıran, gerçeklikten uzaklaştıran bir döngüye dönüşebilir.

Peki, çözüm nerede?

Çözüm, tek bir alanda değil; ailede, okulda ve toplumun bütününde aranmalıdır.

Öncelikle aileler, çocuklarının yalnızca akademik başarısıyla değil, duygusal dünyasıyla da ilgilenmelidir. Bir çocuğun gün içinde ne hissettiğini sormak, onu gerçekten dinlemek ve yargılamadan anlamaya çalışmak; belki de en güçlü koruyucu kalkanlardan biridir. Sevildiğini ve değerli olduğunu hisseden bir çocuk, öfkesini şiddetle değil, sözle ifade etmeyi öğrenir.

Okullar ise yalnızca bilgi aktaran kurumlar olmaktan çıkıp, aynı zamanda güvenli sosyal alanlar hâline gelmelidir. Rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli, akran zorbalığına karşı sıfır tolerans politikaları uygulanmalı ve öğrenciler empati, iletişim ve duygu yönetimi konularında desteklenmelidir. Bir öğrencinin sessizliği fark edilmeli, içe kapanışı “sorunsuzluk” olarak yorumlanmamalıdır.

Dijital dünya ise yasaklanması gereken bir alan değil; bilinçli kullanımı öğretilmesi gereken bir araçtır. Çocuklara medya okuryazarlığı kazandırılmalı, gördükleri içerikleri sorgulama becerisi geliştirilmelidir. Aileler, çocuklarının dijital dünyasını tamamen kontrol etmek yerine, onlarla birlikte anlamaya çalışmalı; ortak bir bilinç oluşturmalıdır.

Toplum olarak ise daha kapsayıcı bir dil geliştirmemiz gerekiyor. Farklı olanı dışlayan değil, anlayan; hatayı yargılayan değil, nedenini araştıran bir yaklaşım… Çünkü dışlanan her birey, yalnızca kendisinden değil, toplumdan da uzaklaşır.

Ülke nereye gidiyor sorusunun cevabı, aslında çocukların nereye sürüklendiğinde saklıdır. Eğer onları yalnızlığa, öfkeye ve umutsuzluğa bırakıyorsak; gittiğimiz yer karanlıktır. Ama onları anlayarak, dinleyerek ve destekleyerek büyütüyorsak; o zaman yönümüz hâlâ aydınlığa dönüktür.

Ve unutulmamalıdır:
Dışlanan her çocuk, yarının toplumunda yankılanacak bir sessiz çığlıktır.

(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mustafa
(17.04.2026 19:34 - #226)
Yazınız, ülkenin gidişatına ve çocukların karşı karşıya kaldığı tehlikelere dair güçlü bir uyarı niteliğinde. Duyarlı bir bakış açısıyla kaleme alınmış; hem düşündürüyor hem de sorumluluk bilincini hatırlatıyor. Kaleminize sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.