Yusuf Keskin
Köşe Yazarı
Yusuf Keskin
 

Esaret Okulundan Hürriyet Sancağına: Bir Bayram Muhasebesi

Bugün Ramazan Bayramı. Normal şartlarda neşe, vuslat ve huzur kapılarını aralaması gereken bu mübarek gün, ne yazık ki İslam coğrafyasının üzerine çöken kara bulutların gölgesinde kalıyor. Bayramımız mübarek olsun, evet; ama yüreklerimizdeki sızıyla, boynumuzdaki büküklükle ve coğrafyamızı saran o devasa "ateş çemberiyle" giriyoruz bu bayrama. Gazze’den fışkıran feryat, Lübnan’ın yaralı sokakları, Yemen’in dinmeyen sancısı ve son olarak İran’a yönelen sinsi namlular... Siyonist İsrail ve emperyalist Amerika’nın kurduğu bu kanlı denklem, bölgeyi adım adım bir yıkıma sürüklüyor. Nil’den Fırat’a, oradan Orta Asya’nın derinliklerine kadar uzanan bu saldırganlık, aslında sadece bir toprak kavgası değil; bir inanç ve varlık savaşıdır. Bugün yaşadığımız bu savrulma, bize tek bir hakikati haykırıyor: Birlikte yoksak, tek tek yok edileceğiz. Merhum Necmettin Erbakan Hocamızın yıllar önce Avrupa Birliği’ne alternatif olarak sunduğu, Doğu’nun 9 devletini kapsayan o büyük vizyonu, yani İslam Birliği projesini raflardan indirip hayatın merkezine koyma vakti gelmiştir. Bölgedeki mutlak barış, başkalarının lütfuyla değil; ancak Müslümanların kendi ekonomik, askeri ve siyasi birliğini tesis etmesiyle mümkündür. D-8’den başlayan o yolculuğu tamamlamadan, coğrafyamızın huzur bulması imkansızdır. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, bir asır önce İslam dünyasının halini tarif ederken; Müslümanların İngiliz mektebinde eğitim gördüğünü, yarın bağımsız olup İslam sancaktarlığı yapacağını söylemişti. O günün "İngiliz mektebi", bugün yerini "Amerikan emperyalist mektebine" bırakmıştır. İslam devletleri bugün bu şer odaklarının sömürge kıskacında, ağır bir imtihandan ve cebri bir eğitimden geçiyor. Ancak bu karanlık dönem sonsuza dek sürmeyecek. İnancımız odur ki; yarının dünyasında ne sömürgeci Amerika’nın ne de işgalci Siyonizmin bu topraklarda yeri olacaktır. Müslüman milletler kardeşliği yeniden tesis ettiğinde, coğrafyamız üzerindeki bu kirli eller birer birer çekilecektir. Bu duygu ve düşüncelerle; buruk da olsa, direnişin ve dirilişin muştusu olması temennisiyle tüm İslam âleminin Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Unutmayın: Safı sıklaştırmadan, zafer kazanılmaz.
Ekleme Tarihi: 19 Mart 2026 -Perşembe
Yusuf Keskin

Esaret Okulundan Hürriyet Sancağına: Bir Bayram Muhasebesi

Bugün Ramazan Bayramı. Normal şartlarda neşe, vuslat ve huzur kapılarını aralaması gereken bu mübarek gün, ne yazık ki İslam coğrafyasının üzerine çöken kara bulutların gölgesinde kalıyor. Bayramımız mübarek olsun, evet; ama yüreklerimizdeki sızıyla, boynumuzdaki büküklükle ve coğrafyamızı saran o devasa "ateş çemberiyle" giriyoruz bu bayrama.

Gazze’den fışkıran feryat, Lübnan’ın yaralı sokakları, Yemen’in dinmeyen sancısı ve son olarak İran’a yönelen sinsi namlular... Siyonist İsrail ve emperyalist Amerika’nın kurduğu bu kanlı denklem, bölgeyi adım adım bir yıkıma sürüklüyor. Nil’den Fırat’a, oradan Orta Asya’nın derinliklerine kadar uzanan bu saldırganlık, aslında sadece bir toprak kavgası değil; bir inanç ve varlık savaşıdır.

Bugün yaşadığımız bu savrulma, bize tek bir hakikati haykırıyor: Birlikte yoksak, tek tek yok edileceğiz. Merhum Necmettin Erbakan Hocamızın yıllar önce Avrupa Birliği’ne alternatif olarak sunduğu, Doğu’nun 9 devletini kapsayan o büyük vizyonu, yani İslam Birliği projesini raflardan indirip hayatın merkezine koyma vakti gelmiştir.

Bölgedeki mutlak barış, başkalarının lütfuyla değil; ancak Müslümanların kendi ekonomik, askeri ve siyasi birliğini tesis etmesiyle mümkündür. D-8’den başlayan o yolculuğu tamamlamadan, coğrafyamızın huzur bulması imkansızdır.

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, bir asır önce İslam dünyasının halini tarif ederken; Müslümanların İngiliz mektebinde eğitim gördüğünü, yarın bağımsız olup İslam sancaktarlığı yapacağını söylemişti. O günün "İngiliz mektebi", bugün yerini "Amerikan emperyalist mektebine" bırakmıştır.

İslam devletleri bugün bu şer odaklarının sömürge kıskacında, ağır bir imtihandan ve cebri bir eğitimden geçiyor. Ancak bu karanlık dönem sonsuza dek sürmeyecek.

İnancımız odur ki; yarının dünyasında ne sömürgeci Amerika’nın ne de işgalci Siyonizmin bu topraklarda yeri olacaktır. Müslüman milletler kardeşliği yeniden tesis ettiğinde, coğrafyamız üzerindeki bu kirli eller birer birer çekilecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle; buruk da olsa, direnişin ve dirilişin muştusu olması temennisiyle tüm İslam âleminin Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.

Unutmayın: Safı sıklaştırmadan, zafer kazanılmaz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.