( (
Mustafa Balkan
Köşe Yazarı
Mustafa Balkan
 

Filistin ve Kudüs’teki Kutsal Ev

Yahudi’nin parolası: Dünyayı harbe sok.. Türk devletini parçala.. Filistin’e sahip ol!.. Şimdiki parolası: Dünyayı kargaşaya sevket.. Türkiye’yi kuşatarak parçala.. Mescid-i Aksa’yı yık ve “Arz-ı Mev’ûd”aulaş!..   “Bütün eksikliklerden yüce olan o Allah, kendisine, bir kısım âyetlerimizi göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götürdü. Hakikat şu ki O, her şeyi işitir, her şeyi görür.” (İsrâ/1)   *** Gece yürütmek ve götürmek, gece yürüyüşü demek olan İsrâ suresine “Sübhan” veya “İsrailoğulları” suresi de deniliyor.Mescid-i Haram’dan müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’ya Burak adlı binitle bir gece yürütülen ve Mescid-i Aksa’dan alçak Dünya yörüngesine Miraç’la yükselen Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed (S.A.V.), semalarda seyahat etmiş ve o çok sevdiği Cemalullah’a kavuşarak tekrar yeryüzüne inmiştir. Yedi kat semayı meleklerin kanatlarıyla, Sidre-i münteha’ya kadar Cebrail’in kanadı ve Kâb-ı Kavseyn’e kadar Refref ile ulaşan Hz. Peygamber’in bu seyahatı, harikulade hâdiselerin yaşanmasına sahne olmuş mucizevî bir olaylar zinciridir. Fezaya ilk yükselen insan ve peygamber olarak ümmetine, beş vakit namaz bu olağanüstü sema seyahatında Sidretü’l-müntehada farz kılınmıştır. Bu sebeple “Namaz, mü’minin miracıdır” denilmiştir. Müslümanla kitap ehlini birbirinden ayıran en önemli özellik ise; “dinin direği” ve Müslümanlığın temel taşı olan salahtır.Süleyman Çelebi Mevlid'inde“Sen ki, Mi'râceyleyüb ettin niyâz/ Ümmetin mi'râcını kıldın namaz.” demiştir.   *** Hz. Musa’dan Hz. İsâ’ya kadar vahiy merkezi ve peygamberlerin ibadet yeri olan Kudüs’teki Beyt’ül Makdis yani kutsal ev, bu sefer İsrâ olayının şerefini kazandı. Filistin’i kutsayan Allah, Mescid-i Aksa’nın çevresini de din ve dünya bereketleriyle feyizlendirmiştir. Üzerinde duracağımız husus ise, Hz. Davut tarafından yapımına başlanılan Kudüs’teki kutsal evin İsrailoğulîları tarafından yıkılarak yerine Süleyman Tapınağı’nın yapılacak olmasıdır.    *** Filistin dâvasının bugünkü hâli, evvelemirde Türk İmparatorluğunu parçalamak için tertip edilen alçak bir suikasdın neticesinden başka bir şey değildir. Yahudi parolası şu idi. “Dünyayı harbe sok. Türk devletini parçala. Filistin’e sahip ol!.” Plân şöyle takip edildi: Vaktiyle İngiltere, Yahudilerin hâmisi idi.. Yahut Yahudiler, İngiltere devleti üzerinde çok müessirdiler. O sebeple Büyük Britanya hükümeti bundan takriben kırk beş sene kadar evvel, yâni Theodor Herzl’in 1896 da Viyana’da başladığı “Dünya devleti” adlı eserinden bir müddet sonra, İkinci Sultan Hamid’den Filistin’de bir Yahudi yurdu istedi. Yüzlerce defa tekrar edilse yerindedir ki, Sultan Hamit bu teklife en büyük bir medenî cesaretle göğüs gerdi, reddetti…” (Filistin Hadiseleri ve Türkiye, Cevat RifatAtilhan, Sebilürreşad, Haziran 1948)   *** Üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye bugün hem denizlerden, hem karadan hem de havadan kuşatılmaktadır. Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis, Irak’ı boşuna ziyaret etmedi. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi tarafından bastırılan ve Papa'nın figürüne yer verilen pulda, başının arkasındaki haritada Hatay, Sivas, Erzurum, Kars gibi bir çok şehrimiz sözde Büyük Kürdistan haritasına dahil edilmesi, elbette tesadüfî değil. Bütün izm’lerle el ele veren Siyonizm, yalnız Türkiye için değil, Ortadoğu için de değil, bütün Asya ve dünya için büyük bir tehlikedir. Yahudiler, 1898’de Filistin’de istedikleri toprağa ve devlete 1948’de kavuştular. Öncesinde ve sonrasında Filistin halkına yapmadıklarını bırakmadılar. Alçakça suikastlar ve dünyanın gözü önünde canice katliamlar yaptılar. İlk kıblemiz olan Mescid-i Aksa’yı yıkıp, yerine Süleyman Tapınağı’nı inşâ etmek isteyen İsrailoğulları, dün olduğu gibi bugün de bir hayat, memat meselesi olan Filistin dâvası, tarihte Araplardan önce Türkiye’yi ilgilendirmiştir. Fazlaca şımartılan ve Ortadoğu’nun başına çıbanbaşı yapılan bu Siyonist düşman, bir gün gelecek bütün Müslümanlar ile hristiyan Araplar hemfikir olarak, bir safta buluşacaklardır. Paralı ve silahlı, yaygaracı ve küstah olan bu düşman, her nene kadar dünya medyasına ve düşüncesine tahakküm etse de, bütün umduklarına rağmen arz-i mev’ud, onlara arz-ı mev’ud, onlara arz-ı cehennem ve karanlık olacaktır.   Miraç kandilinizi tebrik ederim.
Ekleme Tarihi: 21 Mart 2021 - Pazar
Mustafa Balkan

Filistin ve Kudüs’teki Kutsal Ev

Yahudi’nin parolası: Dünyayı harbe sok.. Türk devletini parçala.. Filistin’e sahip ol!..

Şimdiki parolası: Dünyayı kargaşaya sevket.. Türkiye’yi kuşatarak parçala.. Mescid-i Aksa’yı yık ve “Arz-ı Mev’ûd”aulaş!..

 

“Bütün eksikliklerden yüce olan o Allah, kendisine, bir kısım âyetlerimizi göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götürdü. Hakikat şu ki O, her şeyi işitir, her şeyi görür.” (İsrâ/1)

 

***

Gece yürütmek ve götürmek, gece yürüyüşü demek olan İsrâ suresine “Sübhan” veya “İsrailoğulları” suresi de deniliyor.Mescid-i Haram’dan müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’ya Burak adlı binitle bir gece yürütülen ve Mescid-i Aksa’dan alçak Dünya yörüngesine Miraç’la yükselen Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed (S.A.V.), semalarda seyahat etmiş ve o çok sevdiği Cemalullah’a kavuşarak tekrar yeryüzüne inmiştir. Yedi kat semayı meleklerin kanatlarıyla, Sidre-i münteha’ya kadar Cebrail’in kanadı ve Kâb-ı Kavseyn’e kadar Refref ile ulaşan Hz. Peygamber’in bu seyahatı, harikulade hâdiselerin yaşanmasına sahne olmuş mucizevî bir olaylar zinciridir. Fezaya ilk yükselen insan ve peygamber olarak ümmetine, beş vakit namaz bu olağanüstü sema seyahatında Sidretü’l-müntehada farz kılınmıştır. Bu sebeple “Namaz, mü’minin miracıdır” denilmiştir. Müslümanla kitap ehlini birbirinden ayıran en önemli özellik ise; “dinin direği” ve Müslümanlığın temel taşı olan salahtır.Süleyman Çelebi Mevlid'inde“Sen ki, Mi'râceyleyüb ettin niyâz/ Ümmetin mi'râcını kıldın namaz.” demiştir.

 

***

Hz. Musa’dan Hz. İsâ’ya kadar vahiy merkezi ve peygamberlerin ibadet yeri olan Kudüs’teki Beyt’ül Makdis yani kutsal ev, bu sefer İsrâ olayının şerefini kazandı. Filistin’i kutsayan Allah, Mescid-i Aksa’nın çevresini de din ve dünya bereketleriyle feyizlendirmiştir.

Üzerinde duracağımız husus ise, Hz. Davut tarafından yapımına başlanılan Kudüs’teki kutsal evin İsrailoğulîları tarafından yıkılarak yerine Süleyman Tapınağı’nın yapılacak olmasıdır. 

 

***

Filistin dâvasının bugünkü hâli, evvelemirde Türk İmparatorluğunu parçalamak için tertip edilen alçak bir suikasdın neticesinden başka bir şey değildir. Yahudi parolası şu idi. “Dünyayı harbe sok. Türk devletini parçala. Filistin’e sahip ol!.”

Plân şöyle takip edildi: Vaktiyle İngiltere, Yahudilerin hâmisi idi.. Yahut Yahudiler, İngiltere devleti üzerinde çok müessirdiler. O sebeple Büyük Britanya hükümeti bundan takriben kırk beş sene kadar evvel, yâni Theodor Herzl’in 1896 da Viyana’da başladığı “Dünya devleti” adlı eserinden bir müddet sonra, İkinci Sultan Hamid’den Filistin’de bir Yahudi yurdu istedi. Yüzlerce defa tekrar edilse yerindedir ki, Sultan Hamit bu teklife en büyük bir medenî cesaretle göğüs gerdi, reddetti…” (Filistin Hadiseleri ve Türkiye, Cevat RifatAtilhan, Sebilürreşad, Haziran 1948)

 

***

Üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye bugün hem denizlerden, hem karadan hem de havadan kuşatılmaktadır. Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis, Irak’ı boşuna ziyaret etmedi. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi tarafından bastırılan ve Papa'nın figürüne yer verilen pulda, başının arkasındaki haritada Hatay, Sivas, Erzurum, Kars gibi bir çok şehrimiz sözde Büyük Kürdistan haritasına dahil edilmesi, elbette tesadüfî değil. Bütün izm’lerle el ele veren Siyonizm, yalnız Türkiye için değil, Ortadoğu için de değil, bütün Asya ve dünya için büyük bir tehlikedir. Yahudiler, 1898’de Filistin’de istedikleri toprağa ve devlete 1948’de kavuştular. Öncesinde ve sonrasında Filistin halkına yapmadıklarını bırakmadılar. Alçakça suikastlar ve dünyanın gözü önünde canice katliamlar yaptılar.

İlk kıblemiz olan Mescid-i Aksa’yı yıkıp, yerine Süleyman Tapınağı’nı inşâ etmek isteyen İsrailoğulları, dün olduğu gibi bugün de bir hayat, memat meselesi olan Filistin dâvası, tarihte Araplardan önce Türkiye’yi ilgilendirmiştir. Fazlaca şımartılan ve Ortadoğu’nun başına çıbanbaşı yapılan bu Siyonist düşman, bir gün gelecek bütün Müslümanlar ile hristiyan Araplar hemfikir olarak, bir safta buluşacaklardır. Paralı ve silahlı, yaygaracı ve küstah olan bu düşman, her nene kadar dünya medyasına ve düşüncesine tahakküm etse de, bütün umduklarına rağmen arz-i mev’ud, onlara arz-ı mev’ud, onlara arz-ı cehennem ve karanlık olacaktır.

 

Miraç kandilinizi tebrik ederim.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
( (