Şeyh Said: İsyanı din için yaptım
27.06.2013 - 00:00, Güncelleme:
21.03.2023 - 03:22
Şeyh Said: İsyanı din için yaptım
Konya Aydınlar Ocağının Haziran ayının son Salı Sohbetlerinde Şeyh Said Olayı gündeme geldi.
Sille Kültür Evinde gerçekleştirilen sohbette sene-i devriyesi münasebetiyle Şeyh Said Olayını değerlendiren Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, İsyan sonrasında 47 kişinin idamına karar verildiği İstiklâl Mahkemelerinde Şeyh Said, Ben bu isyanı din ve Allah için yaptım şeklinde ifade veriyor dedi.
Konuya, Hilafet makamının Osmanlıya kazandırdığı siyasi ve dini güçle başlayan ve bu kuvvet karşısında İngilterenin, dönemin sömürge ülkeleri olan Hindistan ve Mısırda zorlandığını dile getiren Dr. Mustafa Güçlü, şu ifadelere yer verdi: Osmanlı Padişahının bir selâmı ve Kuran-ı Kerim göndermesiyle bu ülkelerdeki Müslümanlar ayaklanıyorlar. Bu da İngiltereye pahalıya patlıyor. İngilizler, Osmanlının elinden hilafet kozunu alabilmek için içeriden bu Hilafet makamını kaldıracak kadroları hazırlamak için maddi ve manevi büyük çaba sarfediyor. Lozana gitmeden Türkiyeyi parçalıyorlar. Şehirleri bölgelere ayırarak işgal ediyorlar. Bu arada 72 kişiden oluşan Lozan heyetinin önüne Mübadele, Musul, Hilafet başta olmak üzere Kürt meselesi, Komünizm ile diğer meseleler de maddeler arasında yer alıyor. Lozan görüşmeleri devam ederken 1. Meclis fesh ediliyor. 2. Meclisten sonra Lozan Antlaşması kabul ediliyor. 1921 Anayasasında Kürt kimliğine dair birtakım haklar tanınırken 1924 Anayasasında bunlar yer almıyor. Tevhid-i Tedrisat kanunuyla medreseler kapatılıyor. Hilafetin kaldırılmasıyla birlikte 1960 darbesine kadar Kürt kimliği kaldırılıyor. Bütün bu yapılan inkılâplar ile modernleşme hareketleri Doğudaki şeyhleri rahatsız ediyor. Bazı Kürt ileri gelenleri, Bunlar şeriata uymuyorlar. Bizim isyan etme hakkımız var.. Kendi devletimizi kuralım diyorlar. Dönemin İngiliz Dışişleri bakanı ise, Kürt meselesi, İngiliz dış politikasının çocuğudur diye dünya kamuoyuna demeç veriyor.
Türkleşmeyen Kürtler
İttiuhatçılardan Cumhuriyetçilere intikal eden iki unsurdan ilkinin Türkleşmek, diğerinin ise modernleşmek olduğunu belirten Dr. Güçlü, Türkleşmeyen Kürtler ile Modernleşmeyen Müslümanların varlığının Avrupa ve Batıyı rahatsız ettiği için şimdiye kadar gelen T.C. Hükümetlerinin bunları kısa zamanda çöz diye zorlandıklarına dikkati çekti. Güçlü, 13 Şubat 1925de başlayan ve 18 Temmuz 1925biten Şeyh Said ayaklanmasının bastırılmasıyla birlikte bu çatışmalarda 30 ila 70 bin arasında insanın öldüğü bilgisini dinleyicilerle paylaşarak ilk önce 12 kişi, Diarbakırda kurulan İstiklâl Mahkemelerinde yargılanarak idam edildiğini 485 Kürt aileden 55 ailenin ise sürgüne gönderildiklerini kaydetti.
Kürtçülük ile İslâmcılıkın bir İngiliz tezgâhı olduğuna işaret eden Güçlü, aralarında Şeyh Saidin de bulunduğu 47 kişi hakkında idam kararı çıktığında bütün mahkemelere katılan Şeyh Said, hakim karşısında şu ifadeleri hiç çekinmeden söylemiş: Ben bu ayaklanmayı din adına ve Allah için yaptım.
Güçlü, soru-cevap şeklinde geçen sohbetin sonunda Şeyh Saidin mezarının meçhul olduğunu ve ailesinin de sürgün edildiklerini sözlerine ekledi.
Konya Aydınlar Ocağının Haziran ayının son Salı Sohbetlerinde Şeyh Said Olayı gündeme geldi.
Sille Kültür Evinde gerçekleştirilen sohbette sene-i devriyesi münasebetiyle Şeyh Said Olayını değerlendiren Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, İsyan sonrasında 47 kişinin idamına karar verildiği İstiklâl Mahkemelerinde Şeyh Said, Ben bu isyanı din ve Allah için yaptım şeklinde ifade veriyor dedi.
Konuya, Hilafet makamının Osmanlıya kazandırdığı siyasi ve dini güçle başlayan ve bu kuvvet karşısında İngilterenin, dönemin sömürge ülkeleri olan Hindistan ve Mısırda zorlandığını dile getiren Dr. Mustafa Güçlü, şu ifadelere yer verdi: Osmanlı Padişahının bir selâmı ve Kuran-ı Kerim göndermesiyle bu ülkelerdeki Müslümanlar ayaklanıyorlar. Bu da İngiltereye pahalıya patlıyor. İngilizler, Osmanlının elinden hilafet kozunu alabilmek için içeriden bu Hilafet makamını kaldıracak kadroları hazırlamak için maddi ve manevi büyük çaba sarfediyor. Lozana gitmeden Türkiyeyi parçalıyorlar. Şehirleri bölgelere ayırarak işgal ediyorlar. Bu arada 72 kişiden oluşan Lozan heyetinin önüne Mübadele, Musul, Hilafet başta olmak üzere Kürt meselesi, Komünizm ile diğer meseleler de maddeler arasında yer alıyor. Lozan görüşmeleri devam ederken 1. Meclis fesh ediliyor. 2. Meclisten sonra Lozan Antlaşması kabul ediliyor. 1921 Anayasasında Kürt kimliğine dair birtakım haklar tanınırken 1924 Anayasasında bunlar yer almıyor. Tevhid-i Tedrisat kanunuyla medreseler kapatılıyor. Hilafetin kaldırılmasıyla birlikte 1960 darbesine kadar Kürt kimliği kaldırılıyor. Bütün bu yapılan inkılâplar ile modernleşme hareketleri Doğudaki şeyhleri rahatsız ediyor. Bazı Kürt ileri gelenleri, Bunlar şeriata uymuyorlar. Bizim isyan etme hakkımız var.. Kendi devletimizi kuralım diyorlar. Dönemin İngiliz Dışişleri bakanı ise, Kürt meselesi, İngiliz dış politikasının çocuğudur diye dünya kamuoyuna demeç veriyor.
Türkleşmeyen Kürtler
İttiuhatçılardan Cumhuriyetçilere intikal eden iki unsurdan ilkinin Türkleşmek, diğerinin ise modernleşmek olduğunu belirten Dr. Güçlü, Türkleşmeyen Kürtler ile Modernleşmeyen Müslümanların varlığının Avrupa ve Batıyı rahatsız ettiği için şimdiye kadar gelen T.C. Hükümetlerinin bunları kısa zamanda çöz diye zorlandıklarına dikkati çekti. Güçlü, 13 Şubat 1925de başlayan ve 18 Temmuz 1925biten Şeyh Said ayaklanmasının bastırılmasıyla birlikte bu çatışmalarda 30 ila 70 bin arasında insanın öldüğü bilgisini dinleyicilerle paylaşarak ilk önce 12 kişi, Diarbakırda kurulan İstiklâl Mahkemelerinde yargılanarak idam edildiğini 485 Kürt aileden 55 ailenin ise sürgüne gönderildiklerini kaydetti.
Kürtçülük ile İslâmcılıkın bir İngiliz tezgâhı olduğuna işaret eden Güçlü, aralarında Şeyh Saidin de bulunduğu 47 kişi hakkında idam kararı çıktığında bütün mahkemelere katılan Şeyh Said, hakim karşısında şu ifadeleri hiç çekinmeden söylemiş: Ben bu ayaklanmayı din adına ve Allah için yaptım.
Güçlü, soru-cevap şeklinde geçen sohbetin sonunda Şeyh Saidin mezarının meçhul olduğunu ve ailesinin de sürgün edildiklerini sözlerine ekledi.
Sille Kültür Evinde gerçekleştirilen sohbette sene-i devriyesi münasebetiyle Şeyh Said Olayını değerlendiren Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, İsyan sonrasında 47 kişinin idamına karar verildiği İstiklâl Mahkemelerinde Şeyh Said, Ben bu isyanı din ve Allah için yaptım şeklinde ifade veriyor dedi.
Konuya, Hilafet makamının Osmanlıya kazandırdığı siyasi ve dini güçle başlayan ve bu kuvvet karşısında İngilterenin, dönemin sömürge ülkeleri olan Hindistan ve Mısırda zorlandığını dile getiren Dr. Mustafa Güçlü, şu ifadelere yer verdi: Osmanlı Padişahının bir selâmı ve Kuran-ı Kerim göndermesiyle bu ülkelerdeki Müslümanlar ayaklanıyorlar. Bu da İngiltereye pahalıya patlıyor. İngilizler, Osmanlının elinden hilafet kozunu alabilmek için içeriden bu Hilafet makamını kaldıracak kadroları hazırlamak için maddi ve manevi büyük çaba sarfediyor. Lozana gitmeden Türkiyeyi parçalıyorlar. Şehirleri bölgelere ayırarak işgal ediyorlar. Bu arada 72 kişiden oluşan Lozan heyetinin önüne Mübadele, Musul, Hilafet başta olmak üzere Kürt meselesi, Komünizm ile diğer meseleler de maddeler arasında yer alıyor. Lozan görüşmeleri devam ederken 1. Meclis fesh ediliyor. 2. Meclisten sonra Lozan Antlaşması kabul ediliyor. 1921 Anayasasında Kürt kimliğine dair birtakım haklar tanınırken 1924 Anayasasında bunlar yer almıyor. Tevhid-i Tedrisat kanunuyla medreseler kapatılıyor. Hilafetin kaldırılmasıyla birlikte 1960 darbesine kadar Kürt kimliği kaldırılıyor. Bütün bu yapılan inkılâplar ile modernleşme hareketleri Doğudaki şeyhleri rahatsız ediyor. Bazı Kürt ileri gelenleri, Bunlar şeriata uymuyorlar. Bizim isyan etme hakkımız var.. Kendi devletimizi kuralım diyorlar. Dönemin İngiliz Dışişleri bakanı ise, Kürt meselesi, İngiliz dış politikasının çocuğudur diye dünya kamuoyuna demeç veriyor.
Türkleşmeyen Kürtler
İttiuhatçılardan Cumhuriyetçilere intikal eden iki unsurdan ilkinin Türkleşmek, diğerinin ise modernleşmek olduğunu belirten Dr. Güçlü, Türkleşmeyen Kürtler ile Modernleşmeyen Müslümanların varlığının Avrupa ve Batıyı rahatsız ettiği için şimdiye kadar gelen T.C. Hükümetlerinin bunları kısa zamanda çöz diye zorlandıklarına dikkati çekti. Güçlü, 13 Şubat 1925de başlayan ve 18 Temmuz 1925biten Şeyh Said ayaklanmasının bastırılmasıyla birlikte bu çatışmalarda 30 ila 70 bin arasında insanın öldüğü bilgisini dinleyicilerle paylaşarak ilk önce 12 kişi, Diarbakırda kurulan İstiklâl Mahkemelerinde yargılanarak idam edildiğini 485 Kürt aileden 55 ailenin ise sürgüne gönderildiklerini kaydetti.
Kürtçülük ile İslâmcılıkın bir İngiliz tezgâhı olduğuna işaret eden Güçlü, aralarında Şeyh Saidin de bulunduğu 47 kişi hakkında idam kararı çıktığında bütün mahkemelere katılan Şeyh Said, hakim karşısında şu ifadeleri hiç çekinmeden söylemiş: Ben bu ayaklanmayı din adına ve Allah için yaptım.
Güçlü, soru-cevap şeklinde geçen sohbetin sonunda Şeyh Saidin mezarının meçhul olduğunu ve ailesinin de sürgün edildiklerini sözlerine ekledi.
İnternet Gazetecileri Federasyonu (İGF), Beyaz Haber Ajansı (BHA) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

