Öfke saklamaya gelmez, büsbütün içimize isler.
(MONTAIGNE)
GÖKMEN

E-Posta:
selcukluipekyolu@gmail.com

DÜN, BUGÜN, YARIN

Dün, Bugün, Yarın


Zaman’ın birçok şeyin ilacı olduğu, başarı veya başarısızlık değerlendirmesinin zaman çerçevesinde ele alındığı, herhangi bir konuda sonuç alınabilmesinin süreç meselesi olduğu, öğrencilerin, öğretmenlerin, şirketlerin, kurumların, yazarların ve çizerlerin, hükümetlerin, devletlerin ve hatta  milletlerin performansının ancak süreçle ele alınması gerektiği hususunu; zaman zaman birçok kimseden zannedersem duymuşuzdur.


Bazen hepimizin hayatında bugün iyi olduklarımızla yarın kötü, bugün yakın olduklarımızla yarın uzak, bugün birlikte olduklarımızla yarın ayrı, bugün fikri ve eylemsel olarak beraber hareket ettiklerimizle yarın farklı tarzlarda hareket etmeler söz konusu olabiliyor.


Siyasi arenada da, durum çok farklı bir noktada değildir. Ben kısaca kendi nezdimde AK PARTİ’nin bugüne dek olan süreçte geldiği noktayı ve daha sonra da yine kendi nezdimde diğer siyasi partilerin konumlarını şöyle bir değerlendirmeye tabi tutmak istiyorum.


AK PARTİ belli bir temel üzerine oturmuş, belli bir gelenek üzerine bina edilmiş, belli bir misyon ve belli bir vizyonu olan, kolonları çeşitli kirişlerle sağlamlaştırılmış, zemin etüdü iyi yapılmış, fizibilite çalışmaları sırasında yerli, m illi ve modern unsurlara özellikle yer verilmiş, gerek kendi mazisini, gerek ülkenin mazisini ve gerekse milletinin mazisini yabana atmamış, bütün bu deneyimleri bir birikime dönüştürmüş, yeni hamleler yapacağı zaman ise, her zaman yeni zemin ve yeni etüd çalışmalarını özellikle dikkate almış ve bana göre de asla ütopik olmayan ve fakat kendi konumunu da çok iyi değerlendirmesini bilen, kısaca reel politik davranmasını literatürümüze yerleştiren bir dava partisidir.


AK PARTİ yerli ve milli özellikleri ve ana eksen itibari ile muhafazakar, tarihi kodlara sahip çıkışı ile milliyetçi, paylaşımcı- adaletli ve eşitlikçi yapısı ile sosyal demokrat, ülkemizdeki tüm etnik,  dini ve mezhebi kimlikleri bünyesinde barındırdığı için de tam bir TÜRKİYE PARTİSİ’dir.


İslam Dünyasına sahip çıktığı için, tarihi coğrafyalara sahip çıktığı için ve dünya  halklarının kardeşliğini savunduğu için isede  tam anlamı ile evrensel  bir DÜNYA PARTİSİ’dir. 


CHP, kendisini sosyal demokrat olarak deklare etmiş ve kendisini hem Türkiye bazında, hem dünya bazında SOL TANDANS’lı bir yelpazede konuşlandırmıştır. CHP bana göre, millet endeksli, Türkiye toplumu endeksli, dünya halkları endeksli bir politik duruş sergilemeye yönelik bir açılım yaptığı zaman, daha geniş kitlelerden karşılık göreceğini düşünüyorum.


CHP, zannedersem böyle bir amaca matuf bir çalışmanın içerisinde olmadığı için veya gelecekle ilgili vizyon ve misyonunu doğru bir şekilde takdim edemediği için, belli bir kitlenin dışındaki toplumsal grupları dikkate almadığı ve gelecekte de bu yapıları dikkate almayacağı veya genetik kodlarının gereği olarak bu yapılarla doğru, samimi, içten, dışlayıcı olmayan, inkarcı olmayan, kapsayıcı bir iletişim kuramayacağı varsayımı ile hareket ettiğini düşündüğü için, tüm Türkiye’yi kucaklayan bir siyasi parti olamamıştır.


 


MHP, kuruluş felsefesi olan 9 Işık misyonu ve bütün dünyada yaşayan Türk Milliyetçiliğini öngören vizyonu ile, çok ama çok önemli bir değer olarak siyasi yelpazede yerini almıştır. Ancak MHP’de  de daha geniş kitlelere ulaşmada, daha geniş toplum kesimlerini kucaklamada, kendi kuruluş felsefesi dışındaki yapıları bünyesine dahil etmede katı bir tutum söz olduğu için ( aldığı oy dağılımı itibari ile) Türkiye Partisi olamamış ve dünya vitrininde de yeteri oranda yer alamamıştır.


Şu hususun altının ısrarla ve kalın çizgilerle çizilmesinin gerektiğini düşünüyorum. MHP, hangi şartlarda olursa olsun, MİLLETİN VE DEVLETİN BEKASI söz konusu olduğu zaman,                                GERİSİ TEFERRUATTIR ilkesini her süreçte gerçekleştirmiş ve dolayısı ile ve tavrı ve tutumu ile MHP’nin milletin gözünde ayrı bir yeri ve ayrı bir değeri vardır ve diyorum ki, MHP’nin varlığı milletin ve devletin sigortası hükmündedir.


HDP, gerek kuruluş felsefesi gereği, gerek beslendiği yapıların izdüşümü gereği, gerek Türkiye toplumuna lanse ettiği anlayış gereği ve gerekse sürekli şiddeti beslemesi veya şiddetten beslenmesi gereği  ( aldığı oy dağılımı itibari ile) asla bir Türkiye Partisi olamamıştır ve bu yapısını devam ettirdiği müddetçe de asla bir Türkiye Partisi olamaz.


Şirin görünme adına çalınan sazlar, söylenen türküler, oynanan halaylar umut tacirliğinden öteye geçememiştir. HDP ve HDP’liler, eğer toplumun geneline yönelik siyasi yaklaşımlar sergilerlerse, toplumun muhafazakar kesimlerine karşı olan hoyrat tavırlarından vazgeçerlerse, etnik temelli ve sadece belli bir bölgeyi umursayan politik duruşlar sergilemekten vazgeçerlerse; bu millet onları da istenen noktaya taşıyacaktır. Ancak HDP aidiyetlerini Kuzey Irak’a enterne ederse, aidiyetlerini Kuzey Suriye’deki terör unsurlarına enterne ederse; HDP’nin tabela partisi olmaktan öteye geçemeyeceğini söylemek sanırım kehanet değildir.


SP ve BBP’nin zaman zaman kaybettikleri tabanlarını kazanmak için, yanlış üzerine yanlış yapmalarını, kuruluş misyon ve vizyonunu inkar eden söylem ve eylemlere girişmelerini,  üstüne üstlük bir de milletin tabanında yer bulamama gerekçelerinde, bütün bunların sorumlusunun sanki bu milletmiş gibi bir algı oluşturma çabalarını esefle ve merhum hoca efendi Necmettin ERBAKAN’ı ve merhum Muhsin YAZICIOĞLU’nu yok sayan cüretkarlıklarını üzüntü ile değerlendiriyorum.


Kusura bakmayın değerli dostlarım, eğer  kendinize göre üstün gördüğünüz bir avuç ELİT siyasi figürün her söylediğini doğru kabul eden yaklaşımlarınız devam edecekse, inanın yakın bir gelecekte bu halinizi mumla arar duruma düşeceksiniz.  Bu da bir KEHANET değildir.


Ne zaman ki, bu milleti aziz görürseniz, kuruluş ilkelerinize ve ne zaman ki, Milli Görüş çizgisinde olduğunuzu Milli Duruş sergileyerek ortaya koyarsanız ve kadrolarınızda da, o bir avuç ELİT’in dışında onurlu, dik duran, çoşkusu ve heyecanı olan isimlere yer verirseniz; bu millet hemen sizi tekrar bağrına basacaktır, bundan hiç şüpheniz olmasın.  


2018 Yılına henüz yeni başladık, 2019 Yılını da Türkiye için olduğu kadar, Türkiye’deki seçimlerden dolayı bölgemiz için, Ortadoğu için, Yakındoğu için, Uzakdoğu için, Avrasya için, Avrupa için ve hatta yıllarca sömürülen, yer altı ve yer üstü kaynakları tarumar edilen adeta bir deri bir kemik kalmış Afrika için de son derece önemli bir yıl olarak görüyorum.


Şimdiden AKPARTİ ile MHP koalisyonu resmen ilan edilmiş durumdadır. Partilerin ve seçmenlerin bu süreci çok iyi değerlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum.


Verilecek oylar,  kurulacak İTTİFAKLAR, dünü unutmayan, bugünü sorgulatmayan,  yarını umutlayan ve yarını utandırmayan ilkeler çerçevesinde olması gerektiğini düşünüyorum.


Dün ceddimizin idi, bugün bizimdir, yarın ise çocuklarımızın olacaktır. Unutmayalım, unutturmayalım,  yolumuzu umut meşalesiyle gelecek nesillerimize bırakalım. Saygılarımla…


2018-01-10 Bu Yazı 2060 kez okundu

Son Yazıları

Dün, Bugün, Yarın
ŞAH VE MAT
SÜNEPE
Açık Mektup
KAMUFLAJ
GÜNEŞ, KENDİSİNE BAKMAYANI GÖRMEZ
ÖZ GÜVEN YOZLAŞMASI
Renkler Ve Düşündürdükleri
Kızıl Elma
SEHER VAKTİ
Yorumlar